10 Haziran 2014

TARİH İ SÜREÇTE MÜBADELENİ N SEBEPLERİ VE LOZAN’DAKİ MÜBADELE KONUSU

                  EK 10-b Selanik iskelesinde Bekleyen Mübadil Türkler, Türk Hilal-i Ahmer Dergisi 1922




I. BÖLÜM
TARİH İ SÜREÇTE MÜBADELENİ N SEBEPLERİ VE
LOZAN’DAKİ MÜBADELE KONUSU
1. MÜBADELENİ N SEBEPLERİ
Osmanlı Devleti’nin içinde bulundugu kargasa ortamı, birçok ulusun
bagımsızlık hevesiyle ve dıs güçlerin de tesvikiyle ayaklanmaları sonucunu
dogurmustur. Bagımsızlık hareketleri, bilindigi üzere Balkanlarda yasayan
ulusları, kendi devletlerini sadece kendi milletinden olusturmak amacına
yöneltmistir. Bu amaç sonucunda Bulgarlar topraklarındaki basta Müslüman
Türkleri, Yunanlıları, Yunanistan da yine basta Müslüman Türkleri, Arnavutları
ve diger ulusları topraklarından çıkarması ile sonuçlanan hareketleri baslatmıstır.
Bu politikadan dolayı bölgede yasanan en büyük göçü Balkan Türkleri yasamıstır.
Balkan Savasları’ndan önce bölge ülkelerinden göçler olmus ise de, Türklerin
yogun göçü 1912 yılından sonra olmustur. 1912 yılında Balkanlar’da yasanan
kargasa ortamı ve uygulanan baskılar sonucunda yurtlarını terk eden Türklerin
ortalama sayısı 100.000’dir. 1913 yılında ise toplam göç eden insan sayısı
190.334’tür. Bu sayıdan 15.000 Bulgar, Yunan askerinin ilerlemesi üzerine
Makedonya’dan, 70.000 Yunan, Bulgar isgali üzerine Batı Trakya’dan 10.000
Yunan, Bükres Antlasması geregi Makedonya’nın bir kısmından 48.570
Müslüman, 1913 stanbul Antlasması ile Trakya’dan Türkiye’ye ve aynı antlasma
geregi 46.764 Bulgar da Trakya’dan Bulgaristan’a göç etmistir.46
1.1. Balkan Devletlerinin Uluslasma Politikaları ve Göç Hareketleri
Birinci Dünya Savası sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin karsı karsıya
kaldıgı en kapsamlı göç Yunanistan ile olmustur. Ancak bu konu ayrıntılı olarak
ileriki bölümlerde inceleneceginden, bu bölümde Balkanlar’dan Anadolu’ya
dogru yasanan diger göçlerin sebepleri ve sonuçlarına bakılacaktır. 1821 Mora

46 Stephen LADAS, The Exchange of Minorities Bulgaria, Greece and Turkey, New York,
1932, Macmillian Company, s.15.
12

isyanıyla Türklerin bölgeden sürülmesi diger Balkan devletleri için bir örnek
teskil etmistir.47 Bölgede yasanan ikinci büyük göç hareketi Bulgaristan ile
yasanmıstır. 29 Eylül 1913 tarihli stanbul Antlasması ile karsılıklı nüfus
mübadelesi gündeme gelmis, Birinci Dünya Savası’nın çıkması 48.000 Müslüman
ve 46.000 Bulgar’ı kapsayan mübadele islemlerini yarıda bırakmıstır.48 Balkan
Savasları ve Birinci Dünya Savası’ndan sonra Bulgar devleti kurulmus, her iki
devlet hem bu göçü düzenlemek hem de azınlıkların statülerini tekrar belirlemek
için 18 Ekim 1925 tarihinde bir Dostluk Antlasması ve Oturma Sözlesmesi
imzalamıstır.49 Yapılan bu antlasma geregince Bulgaristan’daki Türkler daha
rahat bir ortama kavusmuslar ve göç edenler de hukukî hakları çerçevesinde göç
etmislerdir. Bulgaristan’dan 1923 yılından itibaren yapılan göçler 1933 yılına
kadar 101.507 kisiye ulasmıstır. Bu göçler daha sonra 1938 yılına kadar devam
etmis toplam 180.919 kisi Türkiye’ye göç etmistir.50 Bulgaristan göçmenlerinin
çogunlugu Yunanistan göçmenlerinde oldugu gibi Türkiye’ye vapurlarla
gelmistir. Bu tasıma isinde de vapur sirketlerinden faydalanılmıs, bu sirketlerden
Kalkavan Vapur Sirketi’ne 1937 yılında 5.607, 1938 yılında da 1.200 Sterlin
ödenmistir.51
Balkanlar’da yasanan uluslasma çabaları Balkanlar’ın bir diger ülkesi
Romanya’da da görülmüstür. Birinci Dünya Savası sonrası millî ekonomi
olusturma ve millî nüfus çogunlugu yaratma çabalarına girisen Romanya, Türk
nüfusun yogunlukta bulundugu Dobruca gibi bölgelerde yine Yunanistan’ın ve
Bulgaristan’ın uyguladıgı politikaların benzerleri 1924 yılında çıkarılan “Toprak
Kanunu” ile resmi olarak uygulanmaya baslamıstır. Bu kanunla Dobruca’da

47 H.Yıldırım AGANOGLU, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Balkanlar’ın Makus Talihi: Göç,
stanbul 2001, Kum saati yayını, s. 63.
48 Ali Fuat TÜRKGELD , Görüp sittiklerim, Ankara 1987, Türk Tarih Kurumu yayını, s.109;
Dimitri PENTZOPOULOS, The Balkan Exchange of Minorities and its Impact Upon Greece,
Paris 1919, Publications of the Social Sciences Center Athens, s. 54-55.; LADAS, a.g.e., s.18-19.
49 lhami SOYSAL, Türkiye’nin Siyasal Antlasmaları, (1920-1945), Ankara 1989, Türk Tarih
Kurumu yayını, s.253-254; Bilal N. S MS R, “Bulgaristan Türk Azınlıgın Ahdi Durumu”, Türk
Kültürü, S.264, Nisan 1985, s.8
50 Cevat GERAY, Türkiye’den Türkiye’ye Göçler ve Göçmenlerin skânı, Ankara 1962,
Tablo:2.
51 Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi: 30.18.1/77.70.10 ile 30.18.1/78.76.13 ve 30.18.1/84.89.18
(Bundan böyle BCA; Bakanlar Kurulu Kararı/Yer numarası),
13

yasayan Müslümanlar ellerinde bulundurdukları toprakların 1/3’ünü Romen
göçmenlere bırakmak zorunda kalmıstır.52 Yasanan ekonomik sıkıntılara ragmen
bölgede kalanların yanında çareyi Türkiye’ye göç etmekte bulanlar da olmus,
bunların sayısı da 1923-1933 yılları arasında 33.852 kisiyi bulmustur. Türkiye,
hem bu göçü durdurabilmek hem de zaten yogun olarak Yunan göçmenleriyle
ugrastıgı için yeni bir göç dalgası istememis Romen Hükûmeti ile 1933 yılında
“Dostluk, Saldırmazlık, Hakemlik ve Uzlasma Antlasması” imzalamıstır.53 Bu
antlasma sonrası Romen göçmenlerin sayısı 1938 yılına kadar 113.720 kisiyi
bulmustur.54 Dobruca Müslümanlarının düzenli bir sekilde göçünün saglanması
amacıyla “Dobruca Türk Halkının Göçünü Düzenleyen Mukavelenâme” 4 Eylül
1936 tarihinde imzalanmıstır.55 Romen göçmenler de diger göçlerde oldugu gibi
vapurlarla tasınmıs, Köstence limanında bekleyen Müslümanlara Türkiye’nin
Köstence Konsoloslugu yardımda bulunmus, göçmenlerin masraflarını
karsılamıstır.56
Balkanlar’ın diger bir önemli milleti olan Sırplar da aynı politikayı
izleyerek ülkelerini Sırplastırma ve ulus devlet kurma çabasına girismisler, bunda
da Müslümanlar önemli ekonomik kayıplara ve baskılara maruz kamıslardır.
Sırplar da bu politikayı uygularken toprak reformu gibi uygulamaları gündeme
getirmislerdir.57 Türkiye ve Yugoslavya arasında 28 Ekim 1925 tarihinde
imzalanan “Dostluk Antlasması” ile iliskiler resmîlesmistir.58 Yugoslavya’dan
Türkiye’ye 1923 yılından itibaren göçler baslamıstır. 1923-1933 yılları arasında
gelen göçmen sayısı 108.179 kisi olmus, göçler 1935 yılından sora azalmıstır.
1934 yılında 3.129 kisi, 1935 yılında 3.489 kisi olan göçmen sayısı 1936 yılında

250, 1937 yılında 65 ve 1938 yılında 71 kisiye kadar düsmüstür.59 Yugoslav
52 Yasar NAB , Balkanlar ve Türklük, Ankara 1936, Ulus Matbaası, s.156.
53 SOYSAL, a.g.e., s.438-440.
54 GERAY, a.g.m., Tablo:2
55 Düstûr:3. Tertip, C:18, Ankara 1937, s.252-256.
56 BCA: 30.18.1/82.01.17.
57 NAB , a.g.e., s. 195.
58 SOYSAL, a.g.e., s.248.
59 GERAY, a.g.m., Ek Tablo:2
14

göçmenlerinin tasınmasında ve barınmasında da Türkiye Hükûmeti gerekli
yardımlarda bulunmustur. Bölgede önemli bir göç sorunu da Yunanistan ile
yasanmıstır. Bu göçler sebebiyle Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti
iktisadî, siyasî, idarî ve demografik problemlerle karsılasmıstır. Devlet, sıkıntılar
içinde gelen nüfusu iskân etmeyi ve hemen müstahsil hâle getirmeyi planlarken,
giden nüfusun geride bıraktıgı iktisadî boslugu ve harap toprakların imârı ile
bogusmustur. Bu nüfus mübadelesi, bir anlamda Anadolu’da Türk nüfusun
artmasını saglamıssa da devletin ekonomik gelismesini de geciktirmistir.
Büyük Nüfus Mübadelesine konu olan Anadolu Rumları, tarih boyunca
millet sistemini temel yapı olarak kullanıp Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde
azınlık sınıfı olarak güven içinde yasamıs,60 stanbul’un fethi esnasında Fatih
Sultan Mehmet’in Fermanı ile Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatleri ile birlikte
kiliseleri ve inançları teminât altına alınmıs, sosyal ve iktisadî hayatlarını devam
ettirmislerdir.61 Osmanlı Devleti içerisinde kazandıkları imtiyazlar ve muafiyetler
ile ticarî anlamda bölgede edindikleri güç ve itibarla devlette yasayan en rahat ve
zengin azınlık sınıfı olmaya baslayan Rumlar, ticarette önemli yol kat etmisler,
dısarıdan aldıkları destek ve Fransız htilâli gibi diger etkenlerle Osmanlı tebaası
içinde ilk isyan eden azınlık olmuslardır.62 Mısır Valisi Mehmet Ali Pasa’nın
bastırdıgı ayaklanma esnasında Rumlar, 22 Ocak 1822 tarihinde daha sonra
“Epidauros Anayasası”da denilecek olan bir bagımsızlık anayasasını ilan etmis,63
Osmanlı Devleti var olan kargasa ve isyan ortamında Mora ve Attik yarımadasını
kaybetmis,64 Yunanistan’ın ilerlemesine karsı koyamamıs ve Fransa, Rusya,
Prusya ve talya’nın baskıları sonucunda da Girit adasının özerk statüsünü

60 Gülnihal BOZKURT, Alman- ngiliz Belgelerinin ve Siyasî Gelismelerin Isıgı Altında Gayrı
Müslim Osmanlı Vatandaslarının Hukuki Durumu (1839-1914), Ankara 1989, Türk Tarih
Kurumu yayını, s.10.
61 smail Hakkı UZUNÇARSILI, Osmanlı Tarihi, Ankara 1982, C.II, Türk Tarih Kurumu yayını,
s.6-7.
62 Bilal N. S MS R, Ege Sorunu, Belgeler, Ankara 1976, Türk Tarih Kurumu yayını, C.I, s.XVI.;
Sükrü Sina GÜREL, Tarihsel Boyutları çerisinde Türk-Yunan liskileri (1821-1993), Ankara
1993, Ümit yayıncılık, s.20; Bkz. E. VEN ZELOS, The Vindication of Greek national Policiy
1912-1917, London 1918. George allen&unwin.ltd
63 Murat HAT POGLU, Yunanistan’daki Gelismelerin Isıgında Türk Yunan liskilerinin 101
Yılı (1821-1922), Ankara, 1988, Türk Kültürünü Arastırma Enstitüsü yayını:75, s.20.
64 Rıfat UÇAROL, Siyasî Tarih, stanbul 1985, Filiz Kitabevi, s.113-114.
15

tanımak zorunda kalmıstır.65 Halepa Mukavelenâmesi66 ile baslayan toprak
kaybetme süreci 1881 yılında Teselya’nın kaybedilmesi67 ve sonrasında yogun
baskılar sonucunda Girit’te yapılan hukukî düzenlemeler ardından 1912 yılında
Girit'in Yunanistan’a katılmasıyla son bulmustur. 68
Makedonya’da Yunanistan’a katılmak için isyanlar ve savaslar69
esnasında Makedonya’daki Müslümanların ugradıgı eziyet üzerine Anadolu’da
tepkiler artmıstır. Bu tepkileri ifade eden telgraflarda Rumeli’de yasanan olayların
engellenmesi istenmistir. Bunun üzerine Galip Kemali Bey Yunanistan Hâriciye
Nezaretine Aydın Vilayetindeki Rumlar ile Makedonya’daki Müslümanların
degisimini teklif etmistir. Bu teklife sıcak yaklasmayan Yunanistan hem savası
göze alamadıgından hem de Rum göçünden zarar görmeye basladıgından Said
Halim Pasa’nın Galip Kemali Bey vasıtasıyla yaptıgı “Aydın vilayetindeki Rum
köylüleri ile Makedonya’daki Türklerin mübadelesi” teklifini Trakyayı da
kapsayacak sekilde genisletilmesi sartıyla kabul etmek ve müzakereleri baslatmak
zorunda kalmıs,70 Osmanlı Devleti 1914 yılında Bulgaristan ile yaptıgı mübadele
anlasmasını Yunanistan ile de yapmıstır. ki tarafın da tasınır ve tasınmaz

65 Kenneth BOURNE, “ ngiltere ve Girit syanı (1866-1869)”, Çev: Yulug Tekin KURAT, Ankara
Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi Tarih Arastırmaları Dergisi, I/I, 1964, s.266-267.;
Erdogan YEGEN, “XIX. Yüzyılın Son Çeyreginde Girit Olayları ve Osmanlı-Yunan ve Büyük
Devletlerin liskileri”, Tarih Boyunca Türk-Yunan liskileri, Üçüncü Askeri Tarih Semineri,
Ankara 1986, s.284-285.
66 Enver Ziya KARAL, Osmanlı Tarihi, Ankara 1983, Türk Tarih Kurumu yayını, C.III, s.19.;
Cemal TUK N, “Girit”, slâm Ansiklopedisi, C. IV, stanbul, 1945, s.789.
67 Rıfat UÇAROL, “1878 Berlin Antlasmasına Göre Yunanistan Sınırının Düzenlenmesi Sorunu
ve Yunanistan’a Toprak Verilmesi (1878-1881)”, Tarih Boyunca Türk-Yunan liskileri;
Üçüncü Askeri Tarih Semineri, Ankara 1986,s.212-214.
68 Ayse Nükhet ADIYEKE-Nuri ADIYEKE, Kıbrıs Sorununun Anlasılmasında Tarihsel Bir
Örnek Olarak Girit’in Yunanistan’a Katılması, Ankara 2002, SAEMK yayını, s. 12; Ayse
Nükhet ADIYEKE, Osmanlı mparatorlugu ve Girit Bunalımı, Ankara 2000, Türk Tarih
Kurumu yayını, s.15-17;Mithat SERTOGLU, “Osmanlı Devletinin Kazandıgı Son Harp Türk-
Yunan Savası (1897)1313”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S:10, 15 Ekim 1987, s.40; Bkz. Salahi
R. SONYEL, the Turco-Greek Imbroglio Pan-Hellenizm and the Destruction of Anatolia,
Ankara 1999, Stratejik Arastırma Merkezi yayını,
69 Douglas DAK N, The Grek Struggle in Macedonia, Selanik 1966, Thessaloniki, s.375-422;
C.A. VAVOUSKOS, Greek Macedonias Struggle for Fredoom, Selanik 1973, Institute for
Balkan Studies, s.12.21.
70 Galip Kemali SÖYLEMEZOGLU, Hariciye Hizmetinde 30 Sene 1892-1922, stanbul 1955,
s.150; Galip Kemali SÖYLEMEZOGLU, Canlı Tarihler, stanbul 1946, Türkiye yayınevi, s.102-
103;Yusuf Hikmet BAYUR, Türk nkılâbı Tarihi, II-III, Ankara 1983, Türk Tarih Kurumu
16

mallarının da ele alındıgı görüsmeler sonucunda 1 Temmuz 1914 tarihinde
anlasma kabul edilmistir.71 Ancak bu anlasma Birinci Dünya Savası’nın araya
girmesiyle uygulanamamıs72, mübadele konusu Yunanlıların zmir’i isgaliyle
baslayan “Küçük Asya Felaketi” ile tekrar gündeme gelmistir.
1.2. YUNAN PROPAGANDASI VE MEZAL M
Yunan Hükûmeti, Megalo dea’larını gerçeklestirebilmek için
ngiltere’nin politikasında etkili olan ve “ Bir veba tohumu olan, harplerin
yaratıcısı ve komsuları için bir küfür olan Türkler Avrupa’dan atılmalıdır” diyen
Lord Curzon ile Batı Anadolu’daki Rumların talyan boyunduruguna
bırakılmaması ve bu toprakların Yunanlılara bırakılmasını savunan Wilson’un
destegini alarak isgal propagandası faaliyetlerine girismistir.73 1915 yılında Sir
Edward GREY’den “Küçük Asya” vaadini alan Venizelos, Yunan Kralına
gönderdigi muhtırada “Osmanlı Rumlarını kurtarmak ve Helenizm etkisinin
çaglar boyunca yasadıgı bölgeleri içine alacak sekilde gerçekten büyük bir
Yunanistan kurulmasını saglamak gayesiyle ne kadar acı olursa olsun Kavala’yı
kaybetmekten tereddüd etmem…” diyerek Yunanlıların Anadolu macerasını
baslatmıstır.74 Yunanistan’ı ngilizlerle beraber savasa girmesine saglayan
Venizelos; Osmanlı Devleti’nin yaptıgı barıs görüsmeleri ve diger antlasmalarda
yenen tarafta yer alarak, Anadolu üzerindeki emelleri için yeni bir fırsat
kazanmıstır.

75yayını, s.261; Cemal Pasa, Hatıralar, stanbul 1977, ( Haz: Behçet Cemal), Çagdas yayınları,
s.96.
71 Tevfik BIYIKLIOGLU, Trakya’da Milli Mücadele, Ankara 1987, C:I, Türk Tarih Kurumu
yayını, s.93.
72 Galip Kemali SÖYLEMEZOGLU, Basımıza Gelenler 1918-1922, stanbul 1939, Kanaat
Kitabevi, s. 159.
73 Ali Kemal MERAM, Belgelerle Türk- ngiliz liskileri Tarihi, stanbul 1969, vesika:647, Kitas
yayınları, s.232-233; Selahattin TANSEL, Atatürk ve Kurtulus Savası, Ankara 1965, Ajans-
Türk Matbaacılık, s.10.
74 Alexander Anastasius PALL S, Yunanlıların Anadolu Macerası (1915-1922), stanbul 1995,
Yapı Kredi yayını, s.29; Michael Llewellyn SM TH, Yunan Düsü, (Çev: Halim NAL), Ankara
2002, Ayraç yayınları, s.25.
75 G.JAESCHKE, “ ngiliz Belgeleri Isıgı Altında Yunanlıların zmir Çıkarması”, Belleten,
XXXII/128, 1968, s. 567-576.; Bekir S. BAYKAL, “ zmir’in Yunanlılar tarafından sgali ve Bu
Olayın Dogu Anadolu’daki Tepkileri”, Belleten, XXXIII/132, 1969, s. 517-575.
17

Yunanistan’da iktidara gelen ve Adalar denizinin ortasında yer alan bir
adayı isaretle “gençligimden beri Skiros adasını Helenizmin cografî merkezi
saymısımdır.” 76 diyen Venizelos’un en önemli politika malzemesi; Anadolu’daki
Hıristiyanların özellikle Rumların katledildigi iddiaları olmustur. Bu propaganda
dahilinde dıs devletler ve Osmanlı Devleti içerisinde her türlü imkân
kullanılmıstır.77 Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, Aydın Mebusu Emanuelidis,
Çatalca Mebusu Dimitriyadis ve zmir Mebusu Mimaroglu bu katliam iddialarının
arastırılması için bir önerge vermis,78 suçluların cezalandırılması istemis,
önergede 250.000 Rum’un sürülüp mallarının müsadere edildigi, genel harpten
sonra da 550.000 Rum’un katledildigi iddiasında bulunulmustur.79 Yine Trabzon
Rum Mebusu Yorgo Efendi ve Tekirdag Mebusu Efelidis de bölgelerinde
Rumlara karsı katliamlar yapıldıgı iddiasında bulunmustur. Avrupa basınına
gönderilen bir haberde de, zmir ve havalisinde Rumların Kiliselerine kadar
girildigi, mallarına zarar verildigi, katledildigi ve Yunan bayragının yırtıldıgı ileri
sürülmüstür. Bu iddialar Osmanlı Mebusan Meclisi’nde tartısmalara yol açmıs,
Edirne Mebusu Faik Bey iddiaları siddetle reddetmistir.80
Yunanistan’ın Batı Anadolu üzerine propagandasının en önemli
elemanlarından birisi de Patrikhâne olmustur. zmir Kumandanlıgı Hariciye
Nezareti’ne gönderdigi raporda Aydın vilayeti dahilinde bulunan köylerde ve
kasabalarda her türlü faaliyetlerde bulunan Rum grupların her türlü zararlarını, din
adamlarını da yanlarına alarak Türklerin üzerine atarak sikayet ettiklerini
belirtmislerdir.81 Örnegin zmir yakınlarındaki Bornova’nın Isıklar köyü
yakınında jandarmaya pusu kuran Rum çetesinden bir eskıya vurulmus, ancak bu
durum köy ileri gelenleri ve papaz tarafından ngiliz ve Fransız temsilcilerine
76 Dimitri K TS K S, Yunan Propagandası, stanbul 1963, Meydan yayınevi, s.22.
77 Enver Ziya KARAL, tilaf Devletleri ve zmir, Ankara 1939, Recep Ulusoglu Basımevi, s.70-
75
78 Ömer Sami COSAR, stiklal Harbi Gazetesi 16 Mayıs 1919; Mustafa TURAN, Yunan
Mezalimi ( zmir, Aydın, Manisa, Denizli 1919-1923), Ankara 1999, Atatürk Arastırma Merkezi
yayını, s.12; Bilge UMAR, zmir’de Yunanlıların Son Günleri, Ankara 1974, s.13.
79 UMAR, a.g.e., s.64-65; TURAN, a.g.e., s.12
80 Cosar, HG, 16 Mayıs 1919.; TURAN, a.g.e., s.13
81 Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı:42, Belge:993.
18
Türk zulmü olarak sikayet edilmistir.82 Bu gibi propagandaların yanında nadiren
tersi olaylarda yasanmıstır. Yine Aydın vilayetinde yerli Rumlar, dilekçeler
göndererek Türklerin kendilerine kötü davranmadıgını, güvenliklerinin
saglandıgını ifade etmislerdir. Bölge Rumlarından Anonostupolos ve Yuvanis
Papadaki imzalı mektupta; “ Bu mektubumuzla size bildiriyoruz ki, Yunan
askerinin tekrar buraya gelmekligi, burada Hıristiyan vücutlarının tehlikeye
düsmesine sebep olacaktır. Türk Hükûmeti buradaki Hıristiyanlara hakikî
kardesçe davranıp, her bir tehlikeden kurtardılar ve iltifât ediyorlar…
Zannetmeyiniz ki, bu mektubu Türk Hükûmeti’nin tazyîki ile yazdık, kendimiz
tarafından yazılmıstır...”83 sözleri propagandanın aksini ifade etmistir. Ancak içte
ve dısta yapılan aleyhte propagandalar sonuç vermis, Lloyd George bir
konusmasında Osmanlı Devleti sınırları içinde yasayan Arapların, Rumların ve
Ermenilerin yasadıgı yerlerde yönetime son verilmesi konusunda ittifak içinde
olundugunu söylemistir.84 stanbul’da bulunan Fransız temsilcisi D’Esperey
Rumları öldürmek için çete kurup silahlanan Türklerin cezalandırılmasını stanbul
Hükûmeti’nden istemistir.85 Yapılan bu propaganda sonucunda büyük devletlerin
destegiyle86 sözde Rumların katlini önlemek amacıyla Yunan askeri zmir’e
çıkmıstır. Yunan askerini zmir’deki Rumlar sevinç gösterileriyle karsılamıs,
törenler yapmıslardır.87
Osmanlı Devleti yapılan bu isgale karsı herhangi bir yaptırımda
bulunamamıs, ilgili devletlere bu bölgenin ve sehrin nüfusunun %83’ünün
Müslüman oldugunu ve dolayısıyla ilgisi olmadıgı hâlde yapılan bu isgalin kabul
edilemeyecegini bildirmis, isgal üzerine ülkenin hemen hemen her yerinde
82 M.Tayyip GÖKB LG N, Milli Mücadele Baslarken, C.I, Ankara 1959., Türkiye s Bankası
yayını, s.59; K TS K S, a.g.e., s.95-98.
83 HTVD, S:93, Belge: 2371.
84 zzet ÖZTOPRAK, Kurtulus Savasında Türk Basını Mayıs 1919-Temmuz 1921, Ankara
1981, Tisa Matbaası, s.62.
85 Celal BAYAR, Bende Yazdım, C.V, stanbul 1967, s.1617.
86 Taner BAYTOK, ngiliz Kaynaklarında Türk Kurtulus Savası, Ankara 1970, s.26; Türk
stiklâl Harbi, Batı Cephesi, Ankara 1999, II. Cilt, II. kısım, Genelkurmay ATASE yayını, s.41-
42.;TAÇALAN, a.g.e, s.273; Cosar, HG 15, 20 Mayıs 1919
87 Halide Edip ADIVAR, Türk’ün Atesle mtihanı, stanbul 1987, Atlas yayınevi, s.25.
19
protesto mitingleri düzenlenmis ve telgraflar çekilmistir.88 zmir Valisi zzet Bey,
Caltrhope’dan Yunan askerlerinin zmir’e çıkısının ilhâk olup olmadıgının
açıklanmasını istemis, aksi takdirde tercihlerinin müttefik askerleri oldugunu
bildirmistir.89 stanbul’da halkın telgraflarıyla protesto edilen90 isgal konusunda
Kazım ÖZALP ise “ En bedbîn olanlar bile, Yunanlıların zmir’i isgal etmeleri
ihtimalini düsünmüyordu… ngiliz, Fransız ve talyan kıtalarından birer müfreze
ile muhtelit bir kontrol heyetinin getirilecegi söyleniyordu.”91 diyerek saskınlıgını
dile getirmistir. zmir’e çıktıktan sonra kısa sürede kuvvetlenen Yunan ordusu
ilerlemeye baslamıs, yaptıgı baskı ve zulümler talya’da gazetelerde yayınlanmıs
ve rapor edilmis, bu isgal Anadolu’da karsı tepkilere sebep olmustur.92
zmir’in Yunanlılara bırakılması konusunda itirazını bildiren Amerikan
Murahhas Heyeti “ Anadolu’da bırakılacak Türk Devleti’ne zmir behemahal
lazımdır… zmir ve limanı Anadolu köylüsünün göz bebegidir…Burada yasayan
insanlar dünyanın herhangi bir milletine mensup insanlar kadar namuslu ve
centilmendir. zmir Türklere bırakılmalıdır.” kararını almıs, talyanlar da nüfus
oranlarındaki farka dikkat çekmis ve bölgenin aslında talya’ya verildigini
söyleyerek Amerika’nın görüsünü desteklemistir. Sonuçta kurulan komisyonlar
iddiaların asılsız oldugunu ve yasanan mezalimin sorumlusunun Yunan ordusunun
oldugunu ifade etmistir.93
Toprak kazanımlarını yavas yavas politik baskıları da kullanarak arttıran
Yunanistan, amaçları için önemli bir hedef olan Anadolu’ya girmis, hedefini
stanbul’u da ele geçirerek Bizans’ın tekrar canlandırılması olarak belirlemis,
88 Ali TÜRKGELD , Mondros ve Mudanya Mütarekelerinin Tarihi, Ankara 1948, Türk
Devrim Tarihi Enstitüsü yayını, s.113-114; Mehmet SAH NGÖZ, “Milli Mücadele’de Protesto ve
Mitingler”, TÜRKLER, C:15, Ankara 2002, Yeni Türkiye yayını, s. 726-744)
89 G.JAESCHKE, Kurtulus Savası le lgili ngiliz Belgeleri, (çev. Cemal KÖPRÜLÜ), Ankara
1986, Türk Tarih Kurumu yayını, s.78.
90 Çagrı ERHAN, American Documant on Greek Occupation of Anatolia, Publish Centre of
Strategy Research, Ankara 1999, s.13, 18.
91 Kazım ÖZALP, Milli Mücadele 1919-1922, C.I, Ankara 1988, s.3.
92 Cengiz ORHONLU, “Yunan sgalinin Meydanda Getirdigi Göç ve Yunanlıların Yaptıkları
“Tehcir”in Sonuçları Hakkında Bazı Düsünceler”, Belleten, XXXVII/148, 1973, s.485-486; Çagrı
ERHAN, Greek Occupation of zmir and Adjoining Territories, Ankara 1999, Publish by
Centre of Strategy Research, s.14.; HTVD, S.34, Belge:841.
93 KARAL, tilaf…, s.73-77.
20
Yunanistan’dan Anadolu’ya göç eden Türkleri, simdi de Anadolu’nun içlerine göç
etmek zorunda bırakmıstır.94 zmir’in isgali ile baslayan Batı Anadolu’daki Yunan
isgal ve mezalimi Aydın, zmir, Manisa, Denizli, Kütahya, Bursa, Eskisehir,
Afyonkarahisar, Balıkesir, Bilecik, zmit ve Biga sancaklarını içine alan genis bir
bölgeden olusmustur.95 Rumların silahlandıgını duyar duymaz evlerini köylerini
terk eden Türkler durumu 9 Eylül 1922 tarihinden sonra degismis, daha önce
Yunanistan’dan getirilerek Batı Anadolu’ya iskân edilen Yunanlılar ile
Anadolu’daki Rumlar da geri çekilen Yunan askerleriyle birlikte96, bölgeyi terk
etmislerdir. Yanlarına tasıyabildikleri esyalarıyla yola çıkan Rumlar ile beraber
Ermeniler de yollara düsmüs kasaba ve köyleri bosaltmıslardır.97 Yunan
ordusunun çekilmesiyle birlikte homojen bir Yunanistan hayal eden Venizelos,
Dr. Nansen’e gönderdigi telgrafta “ Bagımsızlık diledim aldım, simdi barıs
antlasmasından önce nüfus degisimini düzenleyeceksiniz…” demistir.98
Venizelos’un Yunanistan ve Anadolu’da uyguladıgı nüfus politikası99 ile
Balkanlar ve Anadolu’da yasanan hadiseler, Türk-Yunan Nüfus Mübadelesinin
yapılmasını zorunlu kılmıstır.
1.2.1. Yunan Mezalimi
Yunanistan’da hükûmetler, “Megali Idea” ile topraklarında tamamen
Yunanlılardan olusacak bir ulus devlet olusturma amacını gütmüs ve bu
hükûmetler; basta Rusya olmak üzere ngiltere, Fransa, talya ve Almanya gibi
büyük devletlerin yardımıyla Müslümanların yogun olarak bulundugu
94 Serdar SARISIR, “Yunanistan’ın Uyguladıgı Türk Sürgünleri (1919-1923)” Ankara 2005,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yayımlanmamıs Doktora Tezi, s. 90-145; Ali Fuat
CEBESOY, Milli Mücadele Hatıraları, stanbul 2000, Temel yayınları, s.475.
95 Anadolu’da Yunan Zulmü ve Vahseti, Matbuât ve stihbarât Matbaası, Ankara 1338, s.59-60.
96 N. TR KUP S, “General Trikupis’in Hatıraları”, Matbaa-i Askeriye 1339, ATASE
Kütüphanesi, s.23-25.; Dido SOTIRIYU, Benden Selam Söyle Anadolu’ya, (Çev: Atilla
TOKATLI), Atina 1991, s.141., SARISIR, a.g.t., 119
97 Dimitri Timoleondos AMBELAS, Yeni Onbinlerin nisi, (Çev: E. Çobanoglu), Matbaa-i
Askeriye 1943, ATASE Kütüphanesi, s.125, 127-130.
98 LADAS, a.g.e., s.340.
99 Türk nkılâp Tarihi Enstitüsü Arsivi, Kutu: 19, Belge:10, ( Bundan sonra T TE) olarak
kısaltılacaktır.)
21
Makedonya, Girit ve Batı Trakya gibi bölgelerde100 baskı ve zulüm uygulamıstır.
Artık Yunanistan’da Türkler ile Yunanlıların beraber yasayamayacagı fikrini
Rusya, Fransa ve ngiltere 1827 tarihinde yapılan antlasma ile kabul etmis,
Yunanlılar kendi sınırları içinde kalan Türk mallarını degerinden daha düsük
fiyatlara satın almıs, ancak hiçbir Yunanistan vatandası Rum, yerlerinden
edilmemistir. Yunanistan sınırları içinde kendi nüfuslarını artırmak, dünyadaki
bütün Helenlerin birlestirilmesi için önemli bir asamadır. Yunan devlet
adamlarının bütün amaçları Osmanlı hâkimiyetinde oldugunu kabul ettikleri
Rumları, Yunanistan’a katmak ve nüfuslarını arttırmaktır. Ancak ilk asamada
Yunanistan’a bir göç hareketi düsünülmemis, hatta kendi çabalarıyla
Yunanistan’a gelen Rumlara engel olunmustur. 101 Ancak Batı Anadolu’nu isgali
ile birlikte büyük ve sadece Yunanlılardan olusan bir Yunanistan hayali ile göç ve
zorunlu sürgün politikalar izlenmistir. Osmanlı Devleti Adaları Türklestirmeyi
düsünmemisken, Yunanistan Rumlastırmak için politika izlemistir.102
1.2.1.1. Yunanistan Sınırları çerisinde Yasanan Mezalim
Yunanistan Hükûmeti, sınırları içinde Yunan çogunlugu saglayabilmek
için faaliyetler arttırmıs, sadece Türklere degil Bulgar, Arnavut ve Ulahlara da
aynı derecede baskı ve siddet uygulamıstır.103 Yapılan baskı ve zulümlerde
Patrikhâne bas rolü oynamıs, silahlı milisler Müslümanların canlarına ve
mallarına tecavüzün yanında Bulgar kiliselerine de saldırmıslardır. Florina’ya
baglı Zeleniç ve Aydos köylerindeki Bulgar kiliseleri, Kesriye Metropoliti ve
silahlı adamları tarafından basılarak isgal edilmis ve Bulgar papaz dövülmüstür.
Aynı olay Florina’nın Vesteran nahiyesindeki kilisenin Rum Patrikhânesine baglı
olduguna dair zorla belge imzalatılmasıyla meydana gelmis, Neveska
100 Richard CLOGG, Minorities in Greece, London 2003, Hurst& Company, s.81-94.
101 S MS R, a.g.e., s.XXIII, XXXI.
102 Serafettin TURAN, “Geçmisten Günümüze Ege Adaları Sorunu, Boyutlar, Taraflar” Türk-
Yunan liskileri Üçüncü Askeri Tarih Semineri, Ankara 1986, s.39; Salahi R. SONYEL, Türk-
Yunan Anlasmazlıgı, Ankara 1985, Ulus Ofset, s.11.
103 Azmi SÜSLÜ, “L’Adminastration Ottomane à la veille des Guerres Balkaniques”, For The 80
Years Since The First Balkan War of 1912, International Symposium of Military History
Moudros 92- Pavlos Melas 92, International Commission of Greece Military History, ACTA,
Greece 1992, s.209-213.
22
nahiyesindeki bir Bulgar papaz öldürülmüstür.104 Saldırılar o kadar siddetlenmistir
ki Kesriye’ye baglı Osince köyünde bir Bulgar papazı yaralanmıs, Vernova
köyünde Bulgar kilisesinde bulunan kitaplar ve diger evrâk yakılmıs, yine
Florina’nın Armancık köyünde de Bulgar kilisesi basılarak kitap ve evrâk
yakılmıstır. Bulgarlar üzerinde yaptıgı baskıları artıran Patrikhâne, memurları da
yanına alarak Rumeli vilayetlerindeki Bulgarların Rum Patrikhânesi’ne geçmesi
için kilise, okul ve ögretmenlerine baskı ve saldırılarda bulunmustur. Kesriye
dahilindeki Horpeste nahiyesinin Ezereç köyünde baskınlar ile Rumlugu kabul
etmeyen ahâliye zulümler yapılmıs, Pirlepe’ye baglı Morihova nahiyesi Beceste
köyünde Rum çeteleri dini kitapları yok ederek halkı Rum Patrikhânesi geçmek
konusunda tehdit etmislerdir.105
Rum çeteleri, sadece Rumlardan olusan bir ülke amacıyla hareket eden
Yunan Hükûmeti’ni desteklemis, hükûmetin silahlandırdıgı ve Müslüman, Bulgar
halkı rahatsız etmek için görevlendirdigi bu çetelere Konsoloslar ve Metropolitler
vasıtasıyla para yardımı yapılmıs, yaralanan çete mensupları tedavi ettirilmistir.
Kayalar dahilindeki bölgelerde Bulgarların yanında Ulahlara da saldıran Rum
çeteleri her türlü katliâmı uygulamıstır.106 Görice Rum Metropolidi, köy
papazlarını, Ulah ve Arnavutların nüfus sayımı esnasında Rum olarak
yazılmalarını, kabul etmeyenlerin aforoz edilecegi tehdidi ile uyarmıs,107 Rum
çeteleri de aynı amaçla Ulah köylerine baskınlar düzenlemistir. badethâneleri
yıkmak veya din degistirmeye zorlamak gibi baskılar Müslümanlar üzerinde de
uygulanmıs, Balkan Savasları esnasında Makedonya108 ve Midilli’de yüz binlerce
Müslüman katledilmis, köyleri yakılmıs, cami ve mescitler kiliseye çevrilmistir.109
Yunanistan’da özellikle Makedonya Müslümanları eziyet çekmis, Makedonyalılar
Cemiyeti Murahhası olan Musluhiddin Adil Bey smet Pasa’ya bir telgraf çekerek
104 Arsiv Belgelerine Göre Balkanlar’da ve Anadolu’da Yunan Mezalimi, Devlet Arsivleri
Genel Müdürlügü yayını No: 22, Ankara 1995, C.I, s.64-65. ( Bundan böyle BAYM )
105 BAYM, C.I., s. 89, 97, 107, 130, 210.
106 BAYM, C.I, s. 71,81.
107 Tanin, 14 Nisan 1923
108 Ahmet HALAÇOGLU, Balkan Harbi Sırasında Rumeli’den Türk Göçleri (1912-1913),
Ankara 1995, Türk Tarih Kurumu yayını, s.31.
109 BAYM, C.I, s. 95-96, C.II., s.3.
23
durumu izah etmistir. smet Pasa bir nota ile Yunanistan’ı uyarırken Musluhiddin
Adil, durumu Milletler Cemiyeti nezdinde protesto etmistir.110 Drama’nın
Pirbunya kasabasında, Karadere ve Aktasan, Obrastan köyleri ve bu havalideki
ahâli evlerinden çıkarılarak bir evin bir odasına doldurulmus, evlerine Yunan
Hükûmeti’nce el konulmus, bu zulümden kaçan bir kısım mültecî Bulgaristan’a
sıgınmıstır.111
Müslümanların can korkusuyla göç etmek zorunda kaldıgı
Makedonya’da merkez kaza olan Karacaabad’da Rum çeteler Müslümanların
paralarını almıs, Selanik’e baglı Kesendre’nin Gargara köyünün Armutlu
mahallesinde silahlı altı kisi Müslümanlardan birini, oglunu ve paralarını alıp
katletmistir. Kalkıs’ın Sarıgöl köyünde halkın yiyecek, esya ve hayvanlarına el
konularak, silahla tehdit edilmisler, özellikle erkekler Selanik’e iltica etmistir.
Asıklı köyünde slâmlar yiyeceklerinden mahrum bırakılarak göçe zorlanmıstır.
Kalkıs’ın Hacı Yunus köyünde ikâmet eden Müslümanlar, zmir cephesinden
dönen bir Yunanlı subayın emrindeki bölük tarafından esyasına ve yiyeceklerine
el konularak göçe zorlanmıstır. Selanik’e tâbi Kalimerya kasabasına baglı Adalı
ve Mesmer köyü sâkinleri de aynı akıbete ugramıstır.112 Kayalar’a baglı nbolu113
köyündeki Müslümanlara tacizlerde bulunulmus, bu tazyikler sonunda 370 hâneli
Ahur köyünde 6 hâne, 150 hâneli noglu köyünde ise 7 hâne kalmıstır. 150
hânelik Kayıslı köyünde 90 hâne kaldıgı gibi, Sahince köyünde 80, Umurbey
köyünde 20 kisi firar etmis, bunlar 80 ile 100 drahmi karsılıgı rüsvetle sınırı
geçebilmislerdir.114
Yunanistan’dan kaçmak isteyen Türkler de sınırlarda Yunan memurlarca
soyulmuslar ve Drama’dan Bursa’ya gelen muhacirler pasaport için kendilerinden
750 lira alındıgını söylemislerdir.115 Yunan yetkililerince Garbî Trakya’da Türk

110 Tanin, 4 Ocak 1923
111 Hâkimiyet-i Milliye, 1 Ekim 1923
112 Tanin, 30 Aralık 1922
113 Ali Ezger ÖZYÜREK, Muhacirler (Bitmeyen Göç ), stanbul 2003, Kekeme yayınları, s.22-
24.
114 Tanin, 26 Ekim 1923
115 Hâkimiyet-i Milliye, 20 Eylül 1923
24

okulları kapatılıp Türklerin emlâkine el koyulmus, Eksanderis’in komisyona
verdigi notaya cevaben Türk delegeler de siddetli iki nota vermislerdir. Birinci
nota Garbî Trakya Türklerine uygulanan tutuma bir an evvel son verilmesi ile
ilgilidir. kinci nota Garbî Trakya’da kapatılan Türk okullarının açılmasıyla
ilgilidir. Oradan gelenler ve muhtelif kaynaklardan alınan bilgilere göre 138.000
Müslüman evlerinden atılmıs, mallarına el konulmustur.116 Ayrıca gelen Rum
aileleri Türklerin evlerine yerlestiren Yunan Hükûmeti, bir odaya toplanarak
ikâmet etmek zorunda kalan Türklerden Rum göçmenlere aylık 100 Drahmi
vermesini mecbur tutmustur.117 Yunan kanunlarına göre, Türklerin emlâkinin
degerlendirilmesi ve ona göre satısının veya istimlâkinin hukuksuz olduguna dair
Türk azaların itirazını kabul eden komisyon baskanı Yunanlı aza Kaklamanos’un
itirazı ile karsılassa da bu konunun derhal çözülmesini ve emlâk ile ilgili Yunan
hukukunun yenilenmesinin geregi vurgulanmıstır. Çünkü 1912 yılından önce
bölgeyi terk eden Türklerin malları bos ve metrûk kabul edilerek müsadere
edilmistir. Savas zamanında harap bırakılmıs emlâkin degeri çok düsmüs,
komisyonlarda tasfiye edilen mallarının kıymetlerinin belirlenmesi esnasında
hangi zamandaki kıymetinin kabul edilecegi kararlastırılamamıstır.118
Yunan Hükûmeti’nin bir diger baskı tarzı ise, askere almak yoluyla
olmus, Selanik’te yayınlanan Yeni Asır gazetesinin haberine göre 30 Kasım 1923
tarihli bir emirnâmeye göre askerlik çagına gelmis, Müslümanlar Yunan
Hükûmeti tarafından askere çagrılmıstır. Makedonya ve Adalardaki
Müslümanların Selanik’te 11. Fırka Piyade Talimgâhı’na, Epirlilerin Yanya’daki
Piyade Talimgâhı’na, Giritlilerin de Hanya Piyade Talimgâhı’na teslim olmaları
istenmistir. Emirnâmenin maddeleri söyledir:
1- Kanun ve emirnâmeler geregince bütün Yunanistan Müslümanları
askerlik görevini yapmakla yükümlüdürler.
116 Cumhuriyet, 10 Ekim 1924
117 Hâkimiyet-i Milliye, 17 Ocak 1923
118 Tanin, 23 Ocak 1923
25
2- Askerlikten muaf olan ya da bedel ödeyerek muaf olanlar tekrar
askerlige çagırılırlarsa 400 ile 1.500 Drahmi arasında bedel ödeyerek tekrar muaf
sayılacaklardır.
3- Bu kanun mucibince askerlige tâbi olup da emirnâmeye
uymayanlar kanunların öngördügü cezaya çarptırılırlar. Bu sayede Müslümanlar
hem göçe zorlanmakta hem de paraları soyulmaktadır.119 Hariciye Vekaleti bu
sebeplerden dolayı Yunanistan’dan kaçanların ve iltica edenlerin artmasından
dolayı, cra Vekilleri Heyeti’ne gönderdigi yazıda Yunanistan’da Batı Trakya
Türklerine yapılan mezalimden bahsederek, eger bu durum devam ederse
Türkiye’de bulunan Rumlara da aynı muamelenin yapılmasını istemistir.120
Makedonya’da yapılan baskı ve zulümler sonucunda Müslümanların Anadolu’ya
göçü hızlanarak çogalmıstır. Makedonya’da 500.000 civarında bulunan
Müslüman nüfus azalmıs, 1914 sonu itibariyle Yunan 678.000, Bulgar 104.000,
Müslüman 350.000 ve digerleri de 96.000 kisi olmak üzere 1.228.000 kisi
olmustur. Mübadele sonrası dönemde Müslüman nüfus 2.000’e kadar
düsmüstür.121
1.2.1.2. Batı Anadolu’da Yasanan Yunan Mezalimi
Anadolu’ya çıkan Yunan askerleri burada da Rumlastırma siyasetine
devam etmisler, bu amaçla adalardan ve Yunanistan’dan çesitli vaatlerle
getirdikleri Rumları Türklerden aldıkları yerlere yerlestirmislerdir. Yunan
Genelkurmay Baskanı; “Bu savas, Helenizm’in Anadolu’yu uygarlıga açmak için
baslattıgı savasın bir devamıdır. Yunanistan artık Anadolu’da istedigi yere
yerlesme ve Bogazları koruma hakkına kavusmustur. Yunanistan bu konuda ısrar
etmekte kararlıdır ve savını kabul ettirecek güçtedir”122 diyerek emellerini açıkça
beyan etmistir. Anadolu’nun içlerine göç etmek zorunda kalan Türkler, mallarını
119 Tanin, 19 Ocak 1923
120 BCA: 30.10.0/123.874.12
121 A.A. PALL S, “Racial Migrations in the Balkans During The Years 1912-1924”, The
Geographical Journal, (October 1925), London, Vol:66, No:4, s.322-324.
122 Seçil AKGÜN, “Birkaç Amerikan Kaynagından Türk-Yunan Mübadelesi Sorunu”, III. Askeri
Tarih Semineri Bildirileri, Tarih Boyunca Türk-Yunan liskileri (20 Temmuz 1974’e kadar),
Ankara 1986, s.244.
26
mülklerini terk etmis, kalanlar da Yunan Hükûmeti tarafından desteklenen
çetelerin Balkanlar’da yaptıgı zulüm ve baskının aynısıyla karsı karsıya
kalmıstır.123 Bu baskı ve zulümler o kadar siddetli olmustur ki, Yunan ordusunun
çekilisi esnasında Rumlardan ziyadesiyle zarar görmüs olan Türklerin tepkileri de
sert olmustur. Ancak, bunun yanında Yunan ordusunun isgaline ugramayıp
mübadeleye tâbi tutulan yerlerden Aksaray ve Nigde’ye baglı Hançerli köyü
Rumları, Mübadele Komisyonu köylerine geldiginde, Türkler ile beraber
mübadeleye sebep olanlara beddualar etmis ve göz yasları içinde
vedalasmıslardır.124 Manidardır ki; Balkanlar’da, Rum çetelerinin baskı ve
zulümlerinden ziyadesiyle zarar gören Bulgarlar, daha sonra aynı çetelerle
Müslümanlara karsı soyguna, ırza ve mala tecavüzlere baslamıslardır. Garbî
Trakya ve Makedonya’daki Müslümanlar, canlarını koruyabilme telasıyla
mallarını geride bırakarak Anadolu’ya dogru akmaya baslamıslardır.
Batı Anadolu’da Rum nüfus çogunlugunu saglamak için Venizelos
Hükûmeti, Batı Anadolu’daki Müslüman Türklerin Anadolu’daki Rumlar ile yer
degistirerek Rum nüfusu arttırabilecegini hesaplamıs, bu amaçla ekonomik
vaatlerle Anadolu’ya Rum göçmen getirtmistir.125 Venizelos Paris Barıs
Konferansı’ndan önce ngiltere Basvekil’ine bir rapor hazırlamıs, bu raporda “
Devletler Araplarla, Suriyelilerle, Ermenilerle mesgul olup da Osmanlı
mparatorlugu’ndaki Rumları ihmal eylemesi ne adalet, ne siyaset itibariyle
dogru olmaz… Ermenilerden çok olan Rumlar, Ermenilerden daha çok zulüm
görmüslerdir.”126 iddiasını dile getirmistir. 1919 yılında Paris Konferansı’nda
ortaya atılan bu Yunan teklifinden sonra bir Amerikan Heyeti olusturulmustur.
Anadolu’da talya’yı görmek istemeyen ngiltere, Fransa ve Amerika’yı da yanına
alan Yunanistan, sözde “bölgedeki Rumların hakkını savunmak” amacıyla zmir’e
123 Mustafa TAYLA, Batı Anadolu’da Yunan Mezalimi, Bursa Vilayetinde Yasanan Acıların
Dökümanter ncelemesi, Ankara 2001, SAEMK Yayını, s.135-185; Yunan Mezalimi Hakkında
Makâmât-ı Askeriyyede Mevrûd Raporlar II, Matbaa-ı Askeriye 1919, s.9-38.
124 Herkül MILAS, Göç, (Çev: Damla DEM RÖZÜ), stanbul 2003, letisim yayını, s.202;
Evangelia BALTA- Herkül MILAS, “1923 Mübadelesinin Tarihsel Sorunları Bir Destan ve Sözlü
Tarih”, Tarih ve Toplum, Mayıs 1996, C:25, S:149, s.265-266.
125 T TE, K:19, B:10
126 GÖKBEL, a.g.e., s.10.
27
asker çıkarmıstır.127 Adalardan ve Yunanistan’dan gelen Rumlar bölgede yeni
köyler kurmus yada var olan köylerde yerlesmis yerli Müslüman Türklerle uzun
süren devam edecek itilaflar yasanmasına sebep olmustur. Yasanan kargasa
ortamından faydalanan Rumlar, gayri hukuki bir vaziyete topraklara el koymus,
dönemin Çesme Kaymakamı Hilmi URAN durumu128, “…çiftlik sahipleri ilçeyi
istila eden bir halkın gaspı karsısında, mallarının üstüne birer bardak soguk su
içmek…” zorunda kaldılar sözüyle ifade etmistir. Yunanistan Rumlarının
bölgelerinden yasadıkları huzursuzluk ve Batı Anadolu kıyılarında vaat edilen
ekonomik zenginlikler Rumların göçünü hızlandırmıstır.129
Anadolu’ya çıkan Yunan ordusu ve Rumlar bölgede huzursuzlugu daha
da arttırmıstır. 17 Haziran 1919 tarihinde Menemen’in yerli Rumları ile birlikte
hareket eden Yunanlılar, Türk evlerine ve dükkânlarına hücum etmis, Türkleri
sehit etmis, kadınlara iskence yaparak öldürmüstür. Katliam kısa sürede 200 ölü
ve 200’den fazla yaralıya ulasmıstır.130 Milletlerarası Tahkîk Heyeti, yasanan bu
mezalimi tespit için bölgeyi ve cephe gerilerini dolasmıs, faciadan kaçabilen Türk
göçmen ve köylülerini dinlemis, Çine’de ve Nazilli’de feryat eden kadınları,
yakılan köyleri ve bu köylerden kaçıp kırlara dökülenleri görmüs 7 Ekim 1919
tarihinde bir raporu barıs konferansına sunmustur.131 Heyetin tespit ettigi bu
saldırılar zmir’de oldugu gibi Soma, Salihli ve Ödemis civarında da
yasanmıstır.132
1919 ile 1922 yılları arasında Yunanistan topraklarında ulus yaratma
çabasıyla girisilen zulümler, sürgünler, zorlamalar aynen Anadolu’da da

127 İ zmir’in Yunanlılar Tarafından sgaline Müteallik Makâmât-ı Askeriyyede Mevrûd
Raporları I, Dersaadet 1335; Makâmât-ı Askeriyye II, s.9-19; AKGÜN, a.g.m., s.245; Salahi R.
SONYEL, Minorities and the Destruction of Otoman Empire, Ankara 1993, Türk Tarih
Kurumu yayını, s.335.
128 Hilmi URAN, Hatıralarım, Ankara 1959, Ayyıldız Matbaası, s. 67
129 Gerasimos AUGUSTINOS, Küçük Asya Rumları, Ondokuzuncu Yüzyılda nanç, Cemaat
Etnisite Ankara 1997, Çev: Devrim EVC , Ayraç yayını, s.42; TAÇALAN, a.g.e., s.59.
130 Süvari Yüzbası Ahmet, Türk stiklâl Harbi’nin Basında Milli Mücadele, (Yayın Komisyonu
smail AKA- Vehbi GÜNAY-Cahit TELC ), zmir 1993, Akademi Kitabevi, s.179; T H II, a.g.e.,
s.181
131 T H II, a.g.e., s.182.
132 T TE: K:18, B:64
28
uygulanmıs, Girit, Adalar, Teselya ve Trakya’dan sonra Anadolu da Rumlastırma
politikasıyla karsı karsıya kalınmıstır. Patrikhâne’nin propaganda faaliyetleriyle
beraber Anadolu’da Türklerin Rumları katlettigi haberlerine inanan basta ngiltere
olmak üzere diger devletler, Yunanistan’ın Batı Anadolu’ya asker çıkarmasına
izin vermislerdir. Propaganda öyle basarılı olmustur ki, Paris Konferansı’nda
talyan Dıs sleri Bakanı’nın, Lloyd George’a sordugu “Yunanlılar zmir’e niçin
çıkarıldı” sorusuna “ zmir sokaklarında her gün Rumların öldürüldügü,
mezalimin hızla artmakta oldugu yolunda bilgiler aldıkları için Yunanlıların
zmir’e çıkmasına izin verdikleri..” cevabını almıstır.133 Yunan ordularının sözde
Rum halkın güvenligini saglamak için çıktıkları Batı Anadolu’da hemen istila
hareketine girismeleri ve Müslümanlara karsı acımasız davranısları Amerikan,
ngiliz, Fransız ve talyan delegelerinin hazırladıgı bir rapor ile belirtilerek;
Türklerin kurdugu “millî hareket grupları”nın üzerinde kontrolün
kurulamamasından dolayı çatısmaların devam edecegi, bunun için Yunan
ordularının ilerlemesinin durdurulması geregi ifade edilmistir.134
Batı Anadolu’da Türklerin tamamen Anadolu içlerine göçünü ve bosalan
yerlere Rumları yerlestirmeyi amaçlayan Yunan ordusu, Aydın vilayetinden
baslayarak akıl almaz eziyetlere basvurmustur. Müslüman köyleri birer birer
yakılarak, halkı öldürülmüstür.135 Basta Aydın olmak üzere çevresindeki Nazilli,
Söke, Atça ve Sultanhisarı kasabaları tamamen yakılmıs, halkın bütün mal varlıgı
yagma edilmistir. Burhaniye, Nazilli ve Degirmencik’te daglara kaçmaya çalısan
halk, Yunan askerlerinin mitralyöz atesiyle öldürülmüstür. 36 bin kisilik nüfusa
sahip Aydın merkezi yangınlar, göçler ve katliâmlar sonucunda birkaç bin kisi ve
300 civarında yanmıs yıkılmıs evle kalmıstı.136 Aydın vilayeti dahilinde bulunan
133 TURAN, a.g.e., s.16.
134 Türkiye’de Yunan Fecayii, Dahiliye Nezareti Muhacirîn Müdiriyeti Umumiyesi yayını:5,
kinci Kitap, stanbul 1921, s.281.
135 Yunan sgal Kuvvetleri ve Yerli Rum Ahâli Tarafından Yapılan Cürüm ve Cinayetlerden
Tahkik Edilebilen Bazı Aksamı, 1919, s.4-25; Atrocities Committed by the Greeks in
Smyrna, London 1920, Indian Khilafat Delegation Public No:5, s.7; Talat YALAZAN,
Türkiye’de Yunan Vahseti ve Soykırım Girisimi, Ankara 1994, C:1, Genelkurmay
Basımevi,s.19-30; ERHAN, American documant…, s.52.
136 Greek Atroticies in Asia Minor, stanbul 1922, Hüsn-ü Tabiat, s.15 vd.; Greek Atrocities in
the Vilayet of Smyrna, Lousanne 1919,Public of the Permanent Bureau of the Turkish Congress
of Lousanne, s.56-64; TAYLA, a.g.e., s.152-154.
29
Menemen Manisa, Salihli, Turgutlu ve Alasehir’de yasanan olayları tetkîk için
Avrupa ve Türk basınının temsilcilerinden olusan bir heyet izlenimlerini bir rapor
ile sunmustur.137 Bu rapora göre; Menemen’de yangın olmasa da civar köylerden
Bosnak ve Kozluca köyü tamamen yakılmıs, Hisarlık ve Dirlik çiftlikleri de
yakılarak burada yasayanlar hunharca katledilmislerdir. Manisa’da 10.700 hâne,
13 cami, 2.728 dükkan, 19 han, 26 bag kulübesi, 30 fabrika, 5 çiftlik binası, 1.740
köy evi yakılmıs; 3.500 kisi yakılarak ve 855 kisi de kursuna dizilerek
katledilmistir. Altı bin hânelik Turgutlu’nun tamamı yanmıs ve 1.200 kisi
ölmüstür. Alasehir’de de 4.000 hâneden sadece 100’ü kalmıs, 10.000 dükkan, 10
cami, 20 mescit, 22 köy ve istasyon binası yakılmıs, civar köylerin halkının
tamamına yakını katledilmistir. Salihli’de ise 2.00 hâne, 400 dükkan, 2 cami, 22
han, 2 otel, 12 fırın ve bes fabrika yakılmıstır. Salihli’nin civar köyleri tamamen
yakılmıs ve insanlar katledilmistir.138
Orta Anadolu’da Bursa ve Balıkesir’de Batı Anadolu’da yasanan vahset
aynen tekrar edilmistir. Yunan ordusunun Bursa askeri kumandanı Çalakapulos 19
Agustos 1922 yılında “ simendifer hatlarının o civarda bulunan köyler ahâlisi
tarafından mahvoldugu görülüyor. Bu sebepten dolayı yolları mahvedenler
veyahut bu namlarda bulunanlar tutuklanarak hemen mahallerinde tüfekle itlaf
edilmesini emrediyorum. Bu hususta memurların yalnız telakkisi kafidir. Bilâ
muhakeme mahvolan yollara yakın olan kasaba ve köyler mahvedilecektir.”
içerikli bir emirnâme ile katliamların kendilerince mesrulastırmıstır.139 Bursa ve
civarında da diger yerlerde oldugu gibi isgal yönetimi uygulayan Yunan ordusu
Bursa’da Türkçe yayınlara dahi sınırlama getirmis halkın ellerinde bulunan her
türlü silahı güvenlik gerekçesiyle toplamıs, Orhangazi’de sürgüne tâbi tutulan
Türklerin malları da gasp edilmistir.140 Bölgedeki merkezlerde ve köylerde
137 Halide Edip ADIVAR, Yunan Mezalimi 9, stanbul 1970, Yeni stanbul Matbaası, s.20-27;
TAYLA, a.g.e., s.157; ERHAN, American Documant…, s.57-58.
138 Makâmât-ı Askeriyye II, s.20-21; Anadolu’da Yunan Zulmü ve Vahseti, Ankara 1922,
Matbuat ve stihbarat Matbaası, s.49;TAYLA, a.g.e., s.158-159; TURAN, a.g.e., s.179-199.
139 ADIVAR,a.g.e., s.25
140 Saime YÜCEER, Bursa’nın sgal ve Kurtulus Süreci ( 8 Temmuz 1920-11 Eylül 1922),
Bursa 2001, Uludag Üniversitesi Atatürk lkeleri ve nkılâp Tarihi Uygulama ve Arastırma
Merkezi yayını:4, s.92-94; Seçil KARAL AKGÜN- Murat ULUGTEK N, Hilâl-i Ahmer’den
Kızılay’a, Ankara 2002, C:I, Türk Hava Kurumu Basımevi, s.267.
30
yapılan katliamlardan kurtulan halk göç etmek zorunda kalmıstır. nsanlar
katledilirken köyler yakılıp yıkılmıs ve yagmalanmıstır.141
Batı Anadolu’yu isgal eden Yunan ordularının son anları Amiral
Bristol’un 9 Eylül 1922 tarihli raporunda; “ zmir’in durumu alarm veriyor…
Panik içindeki Yunan ordusu sehre doluyor. Yunan görevliler sehri yakmakla
tehdit etti… Aydın ve Nazilli hâla yanıyor. 6 Eylülde Fransız, Amerikan, ngiliz ve
talya’nın konsolosları Yunan Savas Bakanı Theotokis’e telgraf çekerek zmir’in
yakılmaması ve talan edilmemesi için güvence istemis, Theotokis herhangi bir
güvence veremeyecegini söylemistir. Yunan donanması zmir’den Cuma aksamı
ayrıldı ve Yunan yönetimi cuma günü saat 10’da bitti. Konsoloslar zmir’i
Mustafa Kemal’e Kasaba’da teslim etmeyi planladılar” seklinde yer almıstır.142
Yasanan katliâmlardan sonra, Lord Curzon “ zmir’in Yunanlılar tarafından
istilasına meydan vermek, yaptıgımız hataların en büyügüdür. Bunu 18 Nisan
1919’da da söylemistim.” demisse de, Yunan Hükûmeti’nin Lozan
görüsmelerinde de en büyük destekçisi olmustur.143 Venizelos’un uyguladıgı bu
nüfus siyaseti ve Yunanlıların Anadolu macerasının kanla baslattıgı savasın son
bulmasıyla baslayan Lozan görüsmelerinde, nüfus konusu iki devlet arasında
önemli tartısmalara sebep olmustur. Türk ordusunun kazandıgı zaferlerle
ilerlemeye devam etmesi, Yunan ordularının çekilmesiyle beraber buradaki
Rumların da hızla toprakları terk etmesi sonucunu dogurmustur. Anadolu’ya
gelirken yapılan zulümleri, katliâmları ve geri dönerken yaptıkları ırza ve mala
tecavüzleri, yakılıp yıkılan sehirleri unutanlar, Rumların bu çekilisini Türk
ordusunun ve Müslümanların zulmünden kaçıs olarak dünyaya duyurmuslardır.
Lozan görüsmelerinde de bu zihniyet, stanbul Rumları ve Batı Trakya
141 Turgay GÜNDÜZ (yayına hazırlayan), Bursa’da sgal Günlügü (Bursa Vilayetinde Yunan
Fecayi 1920-1922), stanbul 2004, Düsünce Kitabevi, s.154-183; Orta Anadolu’da Yunan
Fecayi, stanbul 1922, Matbaa-i Amire, s.17; hsan GÜNES, “Bursa’nın Yunan Ordusu
Tarafından sgali ve Bunun Dogurdugu Tepkiler”, II. Askeri Tarih Semineri ( 1908-1923
Döneminde Devlet Yönetiminde Ordunun Yeri ve Rolü), Ankara 1985, s.163; Yılmaz
AKKILIÇ, Kurtulus Savasında Bursa, Bursa Kültür Sanat Vakfı yayını:3, Bursa 1997, s.17;
YÜCEER, a.g.e., s.131-134.
142 Papers Relating to the Foreign of the United States 1922, Volume II, Washington 1938,
(United States National Archive) United States Goverment Printing Office,. USNA:767.68/297,
a.g.b., s. 418.
143 YALAZAN, a.g.e., s.4.
31
Türklerinin degisimi yanında Batı Anadolu’daki Rum nüfus ve onların haklarını
sürekli gündeme getirecek, Girit’te oynanan oyunu burada da sahnelemek
isteyecektir.
Anadolu’da ve Yunanistan’da ne kadar Rum’un oldugu konusunda çesitli
görüsler ortaya atılsa da “din” temeli üzerinden yapılan degisimde Yunanistan
Anadolu’dan sadece Rumları kabul etmis, Ortodoks Arapları ve Hıristiyan
Türkleri kabul etmek istememis, ama kendi sınırları içindeki mübadele dahilinde
olmayan Müslümanlardan Arnavut ve Bosnakları da göndermek için çaba sarf
etmistir. Mübadele kapsamı dısında olan Arnavutlar, Lozan’da kurulan
komisyonlarda tartısma konusu olmus, Yunanlı delege, Arnavut Hükûmeti’ne
Yunanistan’ın Epir bölgesindeki Arnavutların her türlü azınlık haklarından
faydalanacagı teminâtını vermek zorunda kalmıstır.144 Ortodoks Türkler
konusunda ise her ne kadar mübadele dısında tutulması konusunda karar alınmıssa
da, geçen süre zarfında önemli miktarda Ortodoks Türk’ü Yunanistan’a gitmistir.

16 Mayıs 2011

Selanik Haritaları - Kozana -Küçük Matlı-Kayalar-Serfice, kozana türkçe harita


                                               Küçük Matlı - Koca Matlı haritası
                                         Kozana -Kayalar-iğneli-Terepişte-Kozluköy-Kurcuva
                                     Selanik - Manastır-Görice-Kostur-Kayalar-Kozana-Serfice

Selanikli Muhacirler


işte Büyük MuHaCiR Hemşerimiz Atatürkümüz


Muhacir : Lozan’da Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan anlaşmaya göre her iki ülke karşı ülkeyle bir nüfus mubadelesinde ( değişimi) bulunacaklardı.
Türkiye’deki ermeni ve Rumlarla Yunanistan da bulunan Türk Müslümanlar değiştirilerek her iki ülkenin vatandaşları kendi ülkelerinde ikamet edecektir.
Bu değişim sonucu Türkiye’ye getirilen Türk Müslümanlara muhacir ( mubadil) denilmektedir. Daha sonra göç ederek gelenlerede göçmen denilmektedir.
Muhacirlerin aslı Karamanoğlu Beyliğine dayanmaktadır. Osmanlı’nın Türkleştirme Politikası ( sınır, uç bölgelerin güvenliği için seçkin Türk Ailelerin sınır bölgelere yerleştirilmesi ) sonucu Muhacirlerin Selanik civarlarına kadar gittikleri Tarihi belgelerde mevcuttur. Muhacirlerin Yunanistan’dan gelmeleri kolay olmamıştır. Birçok işkenceye maruz kalmışlar, malları yağmalanmıştır. Düzeni bozulan insanlar birçok zorlukla mücadele etmişlerdir.
Bazı aileler İzmir’e Bursa - Sakarya - Tekirdağ - Siliviri civarına çevre illerle ilçelere yerleşmişler. Bazı aileler ise Konya’ya yerleşmiş . Antalya, Mersin (içel) dolaylarına gelen aileler buraların sıcak olmasından ve içel bataklığındaki sıtma hastalığından birçok kişi hayatını kaybetmesinden; oralarda da barınamayarak iç bölgelere doğru geçmiş ve Nevşehir, Niğde, Kayseri ve civarlarına yerleşmişlerdir. Hazır düzenlerini bırakarak gelen muhacirler yerleşmekte ve düzen kurmakta birçok sıkıntıyla karşılaşmışlar.
Bizim aile (Selanik Kozana muhacirlerinden ) Kayseri civarlarına gelmiş ve yerleşmişlerdir. Atatürk’ün emriyle muhacirlere mal mülk edinme konusunda yardımcı olunmuş, çeşitli araziler, bağlar vs. tahsis edilmiştir.

Muhacir Şiveleri


Bildiğiniz gibi Osmanlının Balkanları Türkleştirme politikasıyla sınır bölgelere Yerleştirilmiş olan elit Türklerdir Muhacirler, Kökleri Karamanoğlu beyliğine uzanır ve Türkçenin en saf, arı şekilde konuşulduğu toplumdur.
Şimdilerde unutulmaya başlanmış olan bazı kelimelerden bir derleme yaptım. Emeği geçen arkadaşlara teşekkürlerimi iletiyorum. eklemek istediğiniz kelimeleri lütfen yorum yazarak belirtin.


A















































aba :Abla
























Abba : Dede
























abe:cümle ön eki(abe koçum  naaparsın)



















ABU: hala (babanın kız kardeşi)





















ACA:AMCA EMMİ
AYDEEE: Haydi (Hayde)























aga : Abi, bey, kendinde büyük erkek kişi




















AGAM : abi
























Ağda: Deliorman tarafta pekmez





















Ağlanmak : şikayet etmek






















AĞNADINMI: anladınmı






















Akına : Saf,öz,çok gibi manalarda kullanılır




















AKITTI PALE= korktu lavuk manasında




















Alambu: ıhlamur























Alatlamak: Acele etmek















































alık :Saf, aptal























Alma : Elma
























Amıca : Bulgaristan'ın köylüklerinde yaşayıp kafasında karpuz'un koparıldığı yerinin şapka
haline getirilmiş tarzda şapka takan,genelde çiftçilikle uğraşan (genellikle de dindar) saf türk.



Amır : Hamur























AMPİR : salak, sersem






















Amsalak : Salak























amut: armut
























analta: ahşap evlerin alt katı





















ananın örekesi (var mı) : Saçmasapan konuşanlara tepki için kızgınlıkla söylenir.








































andaval : Beceriksiz























Anlatmak,anlattırmak : Sohbet etmek




















Anteri: Gömlek























antiri:gömlek elbise üst giyim





















AP DİYE YUTÇAK BOK DİYE SIÇÇAK: karı kocadan biri çok zayıf, diğeri çok iri kıyımsa














apiş:yok
























APOLYE: hoparlör örnek:te bu apolyelerden kafam şişti


















aral:büyük çuval























aran : Tütün kurutmak için kullanılan çoğunlukla ahşaptan yapılmış büyük askı















aran yolu: tütünlerrin güneşte açıldığı, yağışlı havalarda kapatıldığı ahşap raylar üzerine kurulu
düzenek






































arem: evin bahçesi























ARETLİK = Ahiretlik,ÇOK YAKIN ARKADAŞ

























Arın burdan : Git,defol






















Aşlak : Deliorman tarafta kötü, fena





















atte:gezmeye gitmekx






















AVA, ATÇE: Havva, Hatice






















Avlu : Bir evin,bir okulun ya da bir iş yerinin bahçe kısmı


















Avrık : Patavatsız















































ayan ayan : Yavaş yavaş






















Ayaz : aydınlık























AYDA BAKALIM:HADİ BAKALIM













































AYDAMAK: sürmek (araba-bisiklet)





















aydin:haydi, acele acele






















AYKIRLAMAK = BİR İSTİKAMETE YÖNELMEK, YÖNELTMEK.

















AYKIRMAK : Çağırmak






















Aymana,aybana























ayn deyin: Acele edin anlamında





















aynacı: Tembel, işten kaytaran





















aysene deyin: Acele edin anlamında




















Aysene: Hadisene, çabuk olsana





















B
























ba(ğ)cık: Kaplumbağa






















Baağmak(bağımak) : Aytos'un köylüklerinde ağlamak demektir

















bacık: Kaplumbağa























Badi(bıdi) : Kaz























Bahşış,bahşiş : Hediye






















Bakıığ (bakır) : Çeşmelerden su taşıma amaçlı bakır kap


















Bal : Okul sonu balosu






















Balay: İnşallah,keşke























Balle : Buğdayların biçerdöverden çıktıktan sonraki küp seklindeki halleri
















Balton : Deliorman tarafta palto





















Baraban : Davul























Basma : Basmalı,basma desenli kadınların giydiği şalvar


















Bayın : Şimarık,kaprisli,nazlı






















Bayır : Yokuş ve orman manasında kullanılır




















Bazkere(bazıkere) : Bazen






















Belbeeğ : Erkek kuaförü,berber





















BENCİLEYİN : Benim Gibi ( bencileyin derdin mi var ? )


















Besleme : Evlatlık























beşaret gibi : Dağınık, bakımsız





















Beyaz oraz : Fasulye























Beygir(biygir) : At























Bıcı : Deliorman tarafta kazın yavrusu




















bıçkı : testere























bıldır : geçen yıl























BILDIR MASÜL: Bir önceki seneki mahsül




















Bıldır: Geçen seneki























Bırçed (Bratovçed) : Aslen Bulgarca'da yakın akraba anlamına gelir fakat genelde kuzen gibi
yakın akrabalar birbirlerine bu şekilde hitab ederler.








BIZIKLAMAK = kurcalamak, karıştırmak




















Bızıklamak,bırgalamak,takılmak : Şakalaşmak



















BİKERETTE: bir işi tekseferde yapmak, Ne zaman bunu kullansam oha falan oluyolar














Bilazer : Razgrad tarafta çok yakın arkadaş ya da sevgili için kullanılır.









































biliç : Piliç, civciv























biliğ:bilmek hatırlamak






















biloru:bilen
























bo(ğ)ça : Puaça























Bokluk : Çöp, çöplük























Boosak : zagın,kuduruk,kudurmuş





















bore : evin bacası























bore başı : odadaki şömine(ocaklık) üzerindeki raflar


















büvelek : ineklerin yazın sinek isırması sonucu koşması


















borye : yengeç
























Bostan :aslenkavun ve karpuz için kullanılsa da genelde karpuz manasına gelir. Genel olarak kavun ve karpuz tarlası için de bostan denebilir.

























boşve: ilgilenme,bırak gitsin.






















Botuş : Bot,çizme























Boz : Sarışın
























bozilik: Büyükçe ve kalınca bir yılan cinsi




















bölce : fasülye























Börülce : Fasulye























bözürük: Büyükçe ve kalınca bir yılan cinsi




















buba: baba
























Bulanmak : Bir şey tarafından kirlenmek




















Burkan : kavanoz























Büürek : Böbrek























Büyük dışarı : Büyük tuvalet ihtiyacı





















Cambaz havası : Çingene havası





















canafar : Kurt
























canavar : Kurt























candı(ğ)ma : Jandarma






















candıma : Jandarma






















C-Ç
























ceci: çalışkam























ceryan:elektirik























CİLİ: misket
























cingen : Çingene















































civiz :ceviz
























Çaapak : Yemek kepçesi






















çak gelme/çak gitme : Gayret edilmesine rağmen son anda yetişememe, geç kalma anlamında




























Çak gelmek / Çak gitmek: Hemen o an için , tam o sırada


















çalı üzümü : Karaperçin köyü halkı arasında böğürtlen anlamında kullanılır.
















çançuk : çekiç























Çatak(çatrık) : Dörtyol ağzı






















Çava : Deliorman ve Şumen tarafta küçük çocuk



















ÇAVA:yabancı insan























Çekişmek : Kavga etmek,azarlamak





















çelek : tek boynuzlu veye kırık boynuz




















çembe(ğ): Baş örtüsü, eşarp





















çember: Baş örtüsü, eşarp






















Çember : Başörtü























çente çent etmek/gelmek : Lafını esirgemeden karşılıklı tartışmak

















çente çent etmek:parçalamak





















Çeşind : Çeşit























Çetin : Dayanıklı























çevre: Mendil























Çığırmak : 1.Türkü çığırmak : şarkı söylemek 2.Birisini çağırmak

















çimmek : suda yüzmek






















Çini : Tabak
























Çişini demek : Küçük tuvalet ihtiyacını görmek



















Çitlemek : Çekirdek yemek






















çok başa(ğ)ma : Bilir bilmez konuşma anlamında



















Çotuk : Kütük
























Çöğdürmek : Küçük tuvalet ihtiyacını görmek



















Çönmek : üstüne çullanmak






















Çörtlen : Çayırlık























Çü ve : Köpeklere hoşt demek amacıyla kullanılır.



















Çüğmek,çövmek : Zıplamak






















D
























D(d)aşın kökü var mı : Kızgınlıkla söylenir.




















da(ğ)re : Çevre, etraf























Dalamak : Köpeğin ısırması






















dare : Çevre, etraf























Darılmak: Azarlamak























davar:keçi koyun sürüsü






















Değirmende yoğurt öğütmek: “En akıllısı deemende yuut üüde”.

















dırık : Zayıf
























dırık : Zayıf
























Dışarı : Aytos'un köylüklerinde tuvalet anlamında da kullanılır. "ben gidiyem dışarı" tuvalete gidiyorum demek.











di(ğ)gen : Üç çatallı, saman savurmak için kullanılan bir tarım aleti

















dibek : ayran yapmakta kullanılan bir çeşit ahşap mutfak aracı (Aynı zamanda tereyağ yapmakta da kullanılır.)











dibek : bulgur ögütme taşı






















Diğneğe gitmek : Çok samimi bir arkadaşına muhabbet etmeğe gitmek
















Diğnekçi : Muhabbetçi






















Diğren : Yemekte kullanılan çatal





















dikgel .çivi : Tütün ya da benzeri bitkileri toprağa dikmekte kullanılan bir tarım aleti














dikgel : Tütün ya da benzeri bitkileri toprağa dikmekte kullanılan bir tarım aleti















diren : Üç çatallı, saman savurmak için kullanılan bir tarım aleti

















dolama : Gömlek























DOLAP : Pencere (cam kenarı)





















Dolaşmak : Ziyaret etmek






















DOMATİZ-PATATİZ: domates-patates




















Don : Şalvar
























dube:dursana ,dur























Dudu : Kardeş anlamına gelir





















Dünüşü olduk= (dünür olduk, Hısım olmak)
Dumarlanmak,dumağlanmak : Nezle olmak





















Dürmek : katlamak























düve : henüz doğum yapmamış dişi sıgır hayvanı(inek)


















düvermek:söylemek























Düzenleeğ : Evde ufak tefek tamir amaçlı kullanılan pense, tornavida, tes-tere vs... gibi aletler













E
























Entari=Gömlek












































en camısı : En iyisi anlamında bir söyleyiş




















encek : Kedi - Köpek yavrusu (yavrulamak yerine de enceklemek kullanılır.)

































ENSER : çivi
























EPTENDE AYKIRI GİDERSİN: çok entelsin




















eşkere : Açık seçik























eşkere : Açık seçik























ezva:kibrit
























F
























Fasil: fasulye
























FASİLE: fasülye























ferece : Kadınların giydiği siyah renkli bir çeşit üstlük


















fetoz: esarp baglama biçimi






















fıta : Küçük ve kısa önlük






















fişetka : diri canlı hareketli






















fişki(ğ)lemek : Fitnelemek






















fişkilemek : Fitnelemek






















folka: yünde yapılan mont gibi giyilen ceket




















G - H
























G(g)apçık ağızlı : Büyük ağızlı, geveze (argo)



















ga(ğ)ma : Bir çeşit börek






















gancık : dişi köpek (argoda gancıklık etmek kalleşlik yapmak anlamında kullanılır)















ganga : yenge (daha çok ihtiyar yenge)




















garıştı(ğ)malık: Kargaşa






















gaza : dut agacı(meyvesi)






















Gaza gibi durmak: Düşecek gibi durmak, sağlam tutunmamak

















gı(ğ) : Dışarısı, evin dışı






















gı(ı)ta : göğüsün boyum ve çeneye dogru olan kısmı


















gıran : Yerleşim alanı dışında kalan araziler




















gızılcık: kızılcık























gidişmek : kızışmak,uygun olmayan davranışlar










































girebi: Küçük boylu, eğik ağızlı balta





















gobak : Mısır koçanının taneleri alındıktan sonra geriye kalan kısmı (Kutlukent bölgesinde bu kelimeyi batıda
kalan arazileri tarif etmekte de kullanırlar.)







gocuk : Palto

















































goruluk : Evlerin avlusunda bulunan ve depo olarak kullanılan, genellikle ahşap üzerine
teneke çatılı yapı (saçak da denir.)











göbelek : Mısır koçanının taneleri alındıktan sonra geriye kalan kısmı
















Göğsünde ak kıllar bitsin: Ömrün çok olsun




















göğsünde ak kıllar göresin: Bilhassa Alaçam bölgesindeki mübadiller arasında,
küçük çocuklarının yaşlarının uzun olması dileğini anlatan bir söyleyiş







göğsünde ak kıllar göresin: Bilhassa, küçük çocuklarının yaşlarının uzun olması
dileğini anlatan bir söyleyiş












göm erik : Bir çeşit mürdün eriği












































gu(ğ)ka : Kuluçkaya yatan ya da cvcivleri olan tavuk



















GÜNDÖNDÜ : ayçiçek






















güne(ğ) : Güneş gören yer, arazi





















günii: Güneş gören yer, arazi





















Güre : Yabani, evcil olmayan





















H(h)aşeri : Yaramaz,haylaz






















Haçan: Madem ki























han(e)altı: Eski köy evlerinde ev halkının oturduğu bölümün altında bulunan bodrum,
çoğunlukla ahır olarak kullanılırdı.











hanalta: Eski köy evlerinde ev halkının oturduğu bölümün altında bulunan bodrum,
çoğunlukla ahır olarak kullanılırdı.











hanay : Antre, evin çoğunlukla koridoru biçimindeki giriş kısmı

















hani : Antre, evin çoğunlukla koridoru biçimindeki giriş kısmı


















hani:Nerede
























Haplak : Yumurtadan yeni çıkmıış ve tüyleri dökülmemiş kuş yavrusu (Mecazi olarak çok acemi)













harem: bahçe, evin önü, evin dışı, evin bahçesi



















harim: bahçe, evin önü, evin dışı, evin bahçesi



















Harnup : Keçiboynuzu ( meyve)






















haşlaklık etmek : İyice düşünmeden hareket etmek



















haydin : Haydi (birden fazla kişiye seslenilirken "hadinin" denir.)

















haydin : Haydi (birden fazla kişiye seslenilirken “hadinin” denir.)

















Horanda : Aile bireylerinin tamamı





















I-İ
























Ilgın : Bir çeşit söüt ağacı






















Ismık : Çekingen























ışpırte: Kibrit
























i(ğ)ri ayna : Mıymıntı (argo)






















İÇ ÜZMEYELİM BİRBİRİMİZİ AT KULAĞINA BAĞLAYALIM BU İŞİ: pazarlık yaparken














içe: Eski köy evlerinin oturma odası





















ilge(ğ)en : Leğen























ilistir : Süzgeç























ilistir : Süzgeç























İLİSTRE: kevgir























İLMON: limon























inci: incir
























incik : Bacağın etli kısmı













































İNGE: yenge örn:fatminge (Fatma yenge)




















isla : isla mısın be koçum,  ne kaa islasın üle ( isla mısın = iyi misin, ne kaa islasın=  çok iyisin anlamında)
işkilli : Aşırı kuşkucu, (işkillenmek, kuşkulanmak anlamında kullanılır)



































İşmar: İşaret, işaret etme






















itiya:Yaşlı
























J-K
























Kaari / Kaaricime: Artık, bundan sonra




















Kaçamak: Undan yapılan (daha çok mısır unundan) yemek.


















KAÇIM KAÇIM: telaşlı






















KADAM : kardeş
















































kadınge: Yenge























kadinge: yenge (daha çok ihtiyar yenge)




















Kalambok horozu gibi şişinmek: Böbürlenmek (Kalambaka: Kavalada bir köy/kasabaİsmi) 
Kalak : Burun, (Kalaklarım dondu: burnum üşüdü)
Kalağını şişirmek : surat asmak, burun kıvırmak















kancık : dişi köpek (argoda gancıklık etmek kalleşlik yapmak anlamında kullanılır)















kapçık agızlı:gereksiz yere konuşan





















kapçık ağızlı : Büyük ağızlı, geveze (argo)




















KAPÇIK AZLI: ağzında bakla ıslanmayan, çat çat herşeyi söyleyiveren
















kapçık:mısır koçanının dış yapragı





















KAPTIRASIN BURDAN = bu yoldan devam et



















karaboba:bögrtlen























karantiri: siyah ilk okul önlüğü





















karıştımalık: Kargaşa nizamın bosulması . İsyan



















Kaykılmak:arkaya doğru yaslanmak





















ke(ğ)ki : testere























Keçesini sudan çıkarmak: Kendi sorununu kendisi çözmek, bir işi başarabilecek yapıda olmak













KENDİLİKSİZ: akli başında olmayan





















Kepengi : Merdiven üstünü örten kapak




















kestene :kestane























kı(ğ)ma : Küçük el havlusu






















kılıf : mısır koçanı























Kılık: görünüm























kıran : Yerleşim alanı dışında kalan araziler




















Kıran girmek: Hayvanlarda fazla ölüm olması



















KIZAN (i): Çocuk, genç manasında...




















Kızçe = Kız çocuk























kızan : (erkek) Çocuk






















KIZAN ÇOK FENA MOTOR AYDUYÜ BEYA: çocuk çok tehlikeli ve hızlı traktör kullanıyor.














kızışmak:sert zorlu bir durum olmak,şiddetlenmek huysuzlaşmak

















kirez: kiraz
























ko(f)il : Serseri, işe yaramaz (argo)





















Koca gün: Bütün gün , gün boyunca




















kocadon : Bir tür şalvar






















koloçko : Kuluçkaya yatan ya da civcivleri olan tavuk




































































Kopça: Düğme























kopu : kapı
























KOTİRİK : çardak çatısı örnek : kotirikleri alçak olmus onun beyaa

















kovun: kavun
























Koz : Ceviz
























köfün : Büyük sebet. Tütün toplamada kullanılır



















Kölba(ğ)a : Kulübe























körpe : Ergenliğe erişmemiş çocuk





















körpe(cik) : Ergenliğe erişmemiş çocuk




















Köstek kesmek: Yeni yürümeye başlayan çocuklardan ikisinin ayaklarını iple bağlıyarak Yarıştırmak












Kuçu: ünl. Köpekleri çağırma biçimi: gel kuçu kuçu



















KUFA = Kova























Kulba : Kulübe























Kulunç: Boyun ağrısı, boyun tutulması





















kumpi(ğ) : Patates, patatesle yapılan yemek



















kumpir : Patates, patatesle yapılan yemek




















Kumpir: Patates























kuruluk : Evlerin avlusunda bulunan ve depo olarak kullanılan, genellikle ahşap üzerine teneke çatılı yapı (saçak da denir.)









küfe: Büyük sebet. hayvan gübresini taşımak için yapılan dikdörtgen kare şeklinde yapılan altan açılabilen kutu











L - M - N
























liyen : Leğen























ma(ğ)za : Eski köy evlerinin oturma odası olarak kullanılan bölümü

















MACIR: Muhacir























makat : Genelde cam yanına yapılan, tahta divan, sedir


















manca(ğ) : Kertenkele (bazı söyleyişlerde mancırık denir)


















manca: Kertenkele























Mancar : Yenilen ve yemeği yapılabilen otlar



















MARİ,MARA : Bir bayandan bir bayana itab(hitap) sekli











































martini : tabanca























masaf : yerde yemek yenilen tepsi





















Maşatlık : Müslüman olmayanların mezarlığı




















maşraba: Bardak biçiminde, Kulplu büyükçe çanak, maşrapa

















maştı(ğ)fa: Bardak biçiminde, Kulplu büyükçe çanak, maşrapa

















Mazınga : Çok ekşi























Meret : İşe yaramaz, kötü






















Mıhsıçtı: Çok cimri























mintan : Gömlek
















































misi : mısır
























Misika : Doymak bilmeyen, çok yiyen




















MOKAR : allaaan(Allahın) öküüzzzü





















moruk : Böğürtlen























moruk : ihtiyar























mosturalık : Yaramazlık, kötülük, maskaralık









































MUK:susmak,eylemsizlik






















na(ğ)ma : Niçin, neden






















NABÜSÜN: napıyorsun






















nacak : Küçük balta
















































nema : Niçin, neden






















Nemmaa : Niçin, Neden ?






















naparsınız :  ne yaparsınız
naaptın be uğlum : nasılsın çocuğum
no(ğ) : Çökelek
























no: Çökelek
























O - Ö
























Ondan ma(ğ)da : Ona gelinceye kadar anlamında bir söyleyiş

















öreke: Yün eğirmekte kullanılan bir çeşit ucu çatallı sopa


















öreke: Yün eğirmekte kullanılan bir çeşit ucu çatallı sopa


















P - R
























Palak : Maşraba























palas pandaras : Apar topar






















palas pandaras : Apar topar, Alel acele, tam hazır olmadan


















PANGALLIK : çayır, çimen, meralık





















pantul:pantolon























PATE:misket
























Paylaşımda bulunan bütün arkadaşlara teşekkürler.. Biraz derlemeye çalıştım.















PAYSINMAK: kendine pay çıkartmak




















pe(ğ)livan : Pehlivan























pecka : fırın
























PEÇKA : KUZİNE DİYE BİLİNEN DÖKME DEMİRDEN YAPILMIŞ OCAK FIRIN NİTELİKLERİ TAŞIYAN SOBA.










pedi : çocuk
pelivan : Pehlivan
























peşki : sofra bezi ,önlük






















peşki(ğ)r : 1. Küçük yüz havlusu 2. sofra bezi 3. önlük


















peştemal: sofra bezi























PILİK: bir yarışmayı aynı anda bitirmek. veya aynı miktarda iş yapmak.
















PIRKALAMAK (e): Kurcalamak, dürtmek...




















PIRNİK : meyane Meyhane






















pısta : Kötü huylu























pısta : Kötü huylu (argo)






















Pipiranga : Kelebek























Polat : Maşrapa (Çayleyik kökenliler arasında kullanılır.)








































porta kapısı : Ana kapı, nizamiye kapısı




















Pospa : Isıgan otu ile yapılan bir çeşit börek (yemeklerimiz kısmında geçiyor)















postaki:namaz kılmak için koyun derinden yapılan seccadeye verilen ad.
















potin : Kundura
















































POROLOK= yanlız başına kalmış kişi
prava: çok güzel anlamında çok iyi






















Pumpar : Sevimli küçük çocuk





















Pülçek : saç gibi, ipliksi, mısır püskülü gibi




















Pürçüklü : Havuç























RASPİSKA:adı bilinmeyen herhangi bir nesneye verilen isim

















S - Ş - T
























SABİİ: Sübyan çocuk.






















saçak: Evlerin avlusunda bulunan ve depo olarak kullanılan, genellikle ahşap üzerine teneke çatılı yapı (goruluk da denir.)























SAFİ (i): saf, arı...























Sapısilik: Bir işe yaramaz, (aşağılama olarak)




















savın : kapaklı tabak























saya : Kadınların giydiği siyah renkli bir çeşit üstlük



















se(ğ)pecek: Tarla sulamada kullanılan, bir kulp ile taşınan ve suyu dağıtarak dökmeye yarayan ucu delikli bir borusu bulunan tarım aleti








seepme: Tarla sulamada kullanılan, bir kulp ile taşınan ve suyu dağıtarak dökmeye yarayan ucu delikli bir borusu bulunan tarım aleti








sefte : Siftah, ilk kez
















































SEFTE: ilk
























Semiz : Besili























SIKÇA KULLANILAN BAZI KELİME, SÖYLEYİŞ YA DA DEYİMLER

















SIPITMAK:fırlatmak,atmak,fıydırmak




















SOMAĞINA KODUMMU YAMULURSUN: burnuna vurdum mu çok kötü olursun















soymantı :yaramaz























SU SİNGİLİ: uzun boylu






















Susak ağızlı: Lafını bilmeyen, bos konuşan




















suvan : sogan























sünepe :uyuşuk























süpke : süpürge























Süven : Bahçe çiti olarak kullanılan kısa sırık



















süzgü : Küçük sofra bezi






















Şaapmak:yapmak























şalamak : Parlamak
















































ŞAM ŞEYTANI:cin fikirli






















şami:namaz baş örtüsü






















ŞAMŞIRIK: şaşırmış























ŞAŞOR : şaşkın, sakar






















şavk:Aydınlık
























şavuk : aydınlık























şayka: büyükçivi























şılbete : Mendil























şırbata : Mendil























şilbete :tülbent























Şopar : Sevimli ama yaramaz küçük çocuk




















TALİKA (i): Tamamen ahşaptan yapılma at arabası...


















tangul tungul:egreti tapılan iş





















TE BU MERANIN EPSİ BENİM: mal varlığı beyanında


















TE, Tİ ORADA= işte orada






















TEFARİK=tuhaf kişi
testek:Evin çatısı
























tete: Teyze


















































TEVEKKEL:saf,salak(sakil)






















TIRILDAMA : kafamı şişirme





















Tokuç : İnce dal parçası, çubuk





















Tomsuk : Tomurcuk, yeni filiz vermiş dal veya yaprak


















Tonga : Bacak ve eklem kemikleri (mecazi olarak soy; "makaklar tongası : maymun soyundan gelme)












Toska : Sıhhatli ve gürbüz çocuk





















Trakkoşa : Güzel giyimli






















tuman:eskiden kadınların giydigi geniş eşofmana benzer bezden

















Tuta:tuturuk aynı şeyi tekrarlayan





















Tülek : Akıllı, herkesi aldatabilen












































Tüvettirmek:itmek























U - Ü

















































Ümüt :Ümit, umut























ÜŞÜÜÜZ BİZ: üşüyoruz biz






















V - Y - Z
























VEEYY : bir seslenme biçimi (Kızgınlık ifade eder) VEEYY Bana bak çocuk !!















Velesbit : Bisiklet
























verek :hovarda























veren : Viran























VESSELAMVESEPET: Efendime söyleyeyim yada kısacası, özetle.
















Yağ ye mum sıç: İşine geldiği gibi, istediğin gibi yaşa


















Yağlık : Havlu















































yannayak : Yalınayak























YAPARIM SENİ KIRMIZI SEKİZ: döverim seni - eyyy kızan kırrrım (kırarım) senin azınını (ağzını) yüzünü












yapılan giysi
























yasta(ğ)cık : Hanımların hamur açmada kullandıkları yassı ayaksız silidir biçiminde tahta














yastacık : Hanımların hamur açmada kullandıkları yassı ayaksız silidir biçiminde tahta














yavan : Katıksız























yemen : Lastik ayakkabı






















Yen : elbise, gömlek kolu. ( katla yenlerini güzelce )



















Yok Ananın örekesi: Bir şeyin olamaıyacağını kızgınlıkla ve aşağılama olarak söylenir














YOK BOOLUM : hayır beya






















Yuvantılanmak: Yapılması gereken birşeyi yapmamak için oyalanmak
















yük : Yorgan, battaniye, yatak ve benzeri ev tekstil eşyalarının muhafaza edilmek üzere üst üste konmasıyla oluşturulan yığın









zere : “Sakın ha” anlamında uyarı içeren bir sesleniş


















Zere: Aksi takdirde























zerim zefil : Çok perişan, per perişan anlamında kullanılır


















Zevayit : Olur olmaz konuşan, konuştuğundan birşey anlaşılmayan