www.selanikmuhaciri.com

16 Mayıs 2011

Selanik muhacirlerinin yaşadığı sıkıntılardan bir bölüm


Özellikle 1830 yıllarından sonra Balkanlar Türk insanı mezbahası haline gelmiş, Türk şehirleri yakılıp yıkılmış, Türk mal varlığı yağmalanmış, Anadolu'ya akın akın göç başlamıştır. Bütün bunlar sonucu Türkler Balkanlarda kimliklerini muhafaza etmeye çalışan azınlık haline düşmüştür.
Türklere karşı kıyım olayları sonucu göçler başlamıştır.
Muhacirin kısaca tanımı : Lozan’da yunanistan ile Türkiye arasında yapılan anlaşmaya göre her iki ülke karşı ülkeyle bir nüfus mubadelesinde ( değişimi) bulunacaklardı.
Türkiye’deki ermeni ve rumlarla yunanistan da bulunan Türk Müslümanlar değiştirilerek her iki ülkenin vatandaşları kendi ülkelerinde ikamet edecektir.
bu değişim sonucu Türkiye’ye getirilen Türk müslümanlara muhacir ( mubadil) denilmektedir. Daha sonra göç ederek gelenlerede göçmen denilmektedir.
Muhacirlerin aslı Karamanoğlu beyliğine dayanmaktadır. Osmanlı’nın Türkleştirme politikası (sınır, uç bölgelerin güvenliği için seçkin Türk ailelerin sınır bölgelere yerleştirilmesi) sonucu muhacirlerin Selanik civarlarına yerleştirildikleri tarihi bilgilerde mevcuttur.
Yine büyüklerimizden duyduğumuza göre
Muhacirler Osmanlının 1.ordu mensuplarını oluşturmaktaydı. 1.Ordu komutanlarından Karabekir Mesut (dedemizin babası) ve Kapucu Selahattin,
Sultan Abdulhamit’in tahttan indirilmesinde(Cumhuriyetin kurulması için) büyük rol oynamışlardır. O esnada 2.Ordu’da Abdulhamit yanlısı olduğundan; askerlerin birbirlerine karşı kalmasını önlemek için Abdulhamit tahttan inmiş sonra tekrar gelmiştir.

Muhacirlerin Yunanistan’dan gelmeleri kolay olmamıştır. Birçok işkenceye maruz kalmışlar,malları yağmalanmış, yunanların 12 yıl boyunca çeşitli işkencelerine maruz kalmışlar ve direnişler sonucu
birçok Türk hayatını kaybetmiş kalanlar ise canlarını zor kurtarmışlardır.
Mübadele başladığında ise aylarca Selanik’te çadırlarda beklemişler.


Çok sıkıntıyla karşılaşılmış olduğundan pek anlatılmazmış acı olaylar ama duyulanlara göre: Mübadele esnasında vapurla yola çıkılmış 1 ay kadar süren yolculukta; açlık susuzluk hastalık sonucu ölenlerin naaşlarını sardıktan sonra denize attıklarını ve birçok insanın bu yolculukta ya hayatını kaybettiği yada ağır şekilde hastalandığını bildirmişler. O kadar ölen oluyormuş ki köpekbalıkları vapuru takip ediyor, atılan naaşları yiyormuş.
insanların karaya çıktıklarında toprağı öptükleri de büyüklerimizden duyduklarımız arasındadır.
Tabi bununla da bitmemiş ve daha sonra yerleşme sorunu ortaya çıkmıştır.
İzmir Urla’ya gelen 2 vapur insan buraya alınmamış yine deniz yoluyla mersin civarlarına getirilmiş fakat buraların bataklık olmasından dolayı insanlar sıtma, veba gibi hastalıklara yakalanmış ve acı bir şekilde gelen kabilelerin yarıya yakını da buralarda vefat etmişlerdir.
İç kesimlere göçler başlamış Nevşehir, Niğde, Kayseri civarlarına gelen kabileler buralara yerleşmişler. Bizim sülalelerin bulunduğu kafile ise Nevşehir Derinkuyu’ya yerleşmiş ancak buralarda su sıkıntısı olmasından dolayı Kayseri Tomarza etrafına gelen bazı aileler geride kalanlara su ve arazinin elverişli olduğunu haber vererek birçok ailenin buraya gelmesini sağlamışlardır. Aileler ölümlerden ve yerleşme sorunlarından dolayı sürekli bölünmüş, Ülkenin çeşitli yerlerine dağılmışlar ve hayatlarını devam ettirmeye çalışmışlardır.

Hayat düzeni bozulan insanlarımız birçok zorlukla mücadele etmişlerdir. Hazır düzenlerini ve medeni yaşamlarını bırakarak gelen muhacirler yerleşmekte ve düzen kurmakta birçok sıkıntıyla karşılaşmışlar fakat yerleştikten sonra da herkese örnek olmuşlardır.
Dönemin yerli halkının alay konusu olsalar da yerli halka medeniyet getirmişlerdir. Bunu da şöyle duyduğumuz bir espri ile açıklayabiliriz.
Yerli halktan bazısı Yunanistan dan papazlar geldi diyerek dalga geçerlermiş, bizimkilerde;
Sizler papazsız (Ermenisiz) kaldınız ona üzülüyorsunuz derlermiş.
Yerli halk namaz kıldırmaya bile bilirkişi bulamayınca muhacirler bu işi yürütmeye başlamış.


O dönemde badana, boyayı bilmeyen yerli halk badana yapmayı evlerini boyamayı öğrenmişler ve hatta; hiç tuvaletleri bile olmayan bu insanlar Muhacirlerden görerek evlerinin yanlarına tuvalet yapmayı da (bilindiği üzere tuvaletler dışarıda bulunurdu) muhacirlerden öğrenmişlerdir. Muhacirlerin kıymeti geçte olsa anlaşılmıştır.
Medeniyetin beşiğinden gelmek zorunda kalan muhacirler bu yüzden biraz burukluk yaşasalar da üzerlerine düşen politik ve sosyal görevleri yerine getirmiş olmanın sevinciyle yaşamlarını sürdürmekte ve örnek yaşamlarıyla her zaman öncü olmaya devam etmektedirler.
Fahrettin ŞENEL

Etiketler: , , , , ,

0 Yorum:

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa

TÜRKİYEME CAN FEDA. SEVMEYENE ELVEDA

TÜRKİYEME CAN FEDA. SEVMEYENE ELVEDA